Nis 10

Ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay bu sabah evinde hayatını kaybetti
09 Nisan 2012 Pazartesi, 09:37:07
İlgili Foto Galeri Meral Okay hayatını kaybettiGaleriye gitmek için tıklayınızİlgili Video Meral Okay hayatını kaybetti
Ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay bu sabah evinde hayatını kaybetti Video gitmek için tıklayınızAkciğer kanseri tedavisi gören senarist ve oyuncu Meral Okay (53), vefat etti.

Galeri için tıklayınız…

Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören Meral Okay’ın, bu sabah saatlerinde evinde hayatını kaybettiği belirtildi.

Video için tıklayınız…

Meral Okay, 20 Eylül 1959 tarihinde Ankara’da doğdu. Beş yıl devlet memurluğu yapan Okay, bu süreçte Toprak Mahsülleri Ofisi’nin Dünya Bankası projelerinde ve TBMM’nin Atatürk’ün 100. yaşı kutlamaları çerçevesinde kurulan bir komisyonunda yer aldı.

Okay, 1984 yılında sinema ve tiyatro oyuncusu Yaman Okay’la evlendi. Yaman Okay, henüz 41 yaşındayken kanserden yaşamını yitirdi.

İstanbul’a taşınarak Günaydın Gazetesi’nde çalışmaya başlayan Meral Okay, dergicilik, yayıncılık, yapımcılık, Sezen Aksu ile sahne çalışmaları yaptı, şarkı sözleri yazdı.

”İkinci Bahar” dizisiyle ünlenen Meral Okay, bir filmde yapımcılık denemesinde de bulundu.

Meral Okay, ”Muhteşem Yüzyıl” dizisinin senaristliğini yapıyordu.

OKAY’IN AYAKKABILARI KAPIYA KONDU
Hayatını kaybeden ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay’ın cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunan gasilhaneye götürüldü. Sanatçının akrabaları, Okay’ın ayakkabılarını adet olduğu üzere evin kapısına koydu.

Kanser tedavisi gören ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay, bu sabah saatlerinde Baltalimanı İhsanpaşa Yalısı’nda hayatını kaybetti. Okay’ın ölüm haberini alan sanatçı dostları ve aile yakınları, İhsanpaşa Yalısı’na akın etti. Oktay Kaynarca ve Halit Ergenç’in ardından gazeteci Reha Muhtar ve Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de sanatçının evine gelerek taziyede bulundu.

TARİHİMİZLE BULUŞTURDU

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Değerli düşünür, değerli yazar zaman zaman bizi ağlattı, güldürdü zaman zaman da bizi tarihle buluşturdu. Meral Okay hanımefendiyi hakkın rahmetine tevcih ettik. Evinden uğurladık. Allah rahmet eylesin, taksiratını affetsin. Önemli bir sanatçıydı, değerli bir düşünürdü. Son yıllarda yaptığı aktivitelerle çok önemli noktalara sürükledi bizi. Tarihimizle buluşturdu. Yarın öğle namazıyla birlikte Bebek Camii’nden kendisini Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedeceğiz. Allah rahmet eylesin” dedi.

BU TANRININ BİR TESADÜFÜ OLSA GEREK

Gazeteci Reha Muhtar ise, şunları söyledi:

“O kuşak çok badireler atlatmış bir kuşaktır. Önce 80 öncesinde öldürüldü o kuşak cinayetlerle. Sonra darbelerde işkencelere tabii oldu. Biz aynı yıl doğmuştuk Meral ile o da Ankaralı’ydı ben de öyle. Darbelerden, işkencelerden, ölümlerden sonra herkes kendisine kalanlar bir meslek sahibi olmaya çalıştılar.

O mesleklerini en iyi şekilde yapmaya çalıştılar. Meral de senarist oldu ve en güzel senaryoları yazdı. Tam 12 Eylül’ün yargılandığı günlerde o kuşağın ayakta kalan en önemli temsilcilerinden birini de kaybettik. Bu tanrının bir tesadüfü olsa gerek. Elbetteki o süreç yargılanmalıdır. Ama ben arkadaşım adına şunu söylemek istiyorum 78 kuşağı çok üzüntüler yaşadı. O kuşak darbeler yargılanırken darbelerin mümesilleriyle o darbelere neden olan müsebbiblerle beraber mağdur olmak istemezdi Meral. Onlarla birlikte mağdur olmak istemiyoruz” diye konuştu.

BAKAN GÜNAY’DAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, senarist ve oyuncu Meral Okay’ın vefatından derin bir üzüntü duyduğunu ifade etti.

Günay, Okay’ın vefatı dolayısıyla yayımladığı mesajında, ”Uzun süredir tedavi gören değerli sanatçımızın hayat dolu ışıl ışıl gözlerinin ebediyen kapanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır” ifadelerini kullandı.

DSP GENEL BAŞKANI TÜRKER VEFAT MESAJI YAYIMLADI

DSP Genel Başkanı Masum Türker, senarist ve oyuncu Meral Okay’ın vefatı dolayısıyla mesaj yayımladı. Türker, mesajında Meral Okay’ı unutmayacaklarını belirterek, “Türk insanının kalbinde önemli bir yer edinmiş ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay’ı kaybetmiş bulunmaktan büyük üzüntü duyduk. Okay’a rahmet, ailesine, sanat camiasına ve sevenlerine başsağlığı, sabır diliyorum” ifadesini kullandı.

KILIÇDAROĞLU: ÖLÜMÜNDEN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yaşamını yitiren senarist ve oyuncu Meral Okay’a rahmet, ailesiyle sinema, sanat ve televizyon dünyasına başsağlığı diledi.

Kılıçdaroğlu, Okay’ın ölümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, ”İzlenme rekorları kıran birçok televizyon dizisinin senaryosunu yazan Meral Okay’ın evinde yaşama gözlerini yumduğunu öğrendim. Ölümünden büyük üzüntü duyduğum Meral Okay’a rahmet, Okay ailesiyle sinema, sanat ve televizyon dünyasına başsağlığı diliyorum” ifadesini kullandı.

“YAMAN ABİYE KAVUŞTU”

Meral Okay’ın Baltalimanı’ndaki evine sanatçıların ziyareti de sürüyor. Evden ayrılan oyuncu Ozan Güven, “Yaman abiye kavuştu, Allah rahmet etsin.” dedi.

BURAK ÖZÇİVİT
Meral ablanın haberi çok üzdü… Rolümü anlattığı an gözümün önünden gitmiyor… İnanasi gelmiyor insanin, mekanin cennet olsun…

CENAZESİ GASİLHANEDE
Okay’ın cenazesi Şişli Belediyesi’ne ait bir cenaze aracıyla Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunan gasilhaneye götürüldü. Cenazenin evden çıkışı sırasında sanatçının yakınları ve sevenleri gözyaşlarına boğuldu. Bu arada, Okay’ın tedavi için evinde kullandığı bazı cihazlar da sağlık ekipleri tarafından alındı.

VASİYETİ: YAKILMAK İSTİYORUM
Meral Okay, Göksu Göksel’e verdiği bir röportajda vasiyetini açıklamıştı. İşte röportajdaki o bölüm:

Şöyle çıkıp sokaklarda hiçbir amaç olmadan dolaştığınız oluyor mu? Öylesine?
Onu sokakta yapmam da ben denizde yaparım. Suda olmak beni çok mutlu eder. Bir teknenin kıçında uyuyup uyanmak, kulağımda sevdiğim müziği dinleyerek gökyüzüne bakarak, yıldızların kayışını takip ederek uykuya dalmak, gözünü yarı açarak kendini suya atmak.

Aykırı yanlarınız var, öldüğünüzde yakılmak istemeniz gibi mesela…

E çünkü suya karışmak istiyorum da ondan.

Suyu o kadar çok seviyorsunuz?

Çok. Yani küllerimi üç parti halinde nereye savuracaklarını da yakınlarımdan bir iki kişi biliyor. Bir kısmı şu koya, bir kısmı da şuraya gibi…

Yazar: revolution \\ taglar: , , , , , , , , ,

Mar 30

Teklif 295 oyla Genel Kurul’da kabul edildi
30 Mart 2012 Cuma, 17:38:20
İlgili Haberler

Genel Kurul’da CHP protestosu
Meclis’teki kavganın tarafları Habertürk’e konuştu
“Bu yasa çıkacak engelleyemeyeceksiniz”
‘İlkokul’ geri döndü
Tüm ilgili haberler
Kamuoyunda ”4 4 4” olarak bilinen ve zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek, yasalaştı.

Genel Kurul’da 91 red, 1 çekimser oya karşın, 295 oyla kabul edilen kanuna göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.

İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak.

8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek.

İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20′si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak.

İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu’nda da yapılıyor.

İMAM HATİP ORTAOKULLARI
İlköğretim kurumları tanımlanırken, ”imam-hatip ortaokulları” da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.

Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve ”Hz. Peygamberimizin hayatı”, isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.

Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek.

Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek.

Kanunla, ilgili kanundaki ”8 yıllık kesintisiz ilköğretim” ibaresi ”ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştiriliyor ve ”8 yıllık kesintisiz” ibaresi çıkarılıyor.

Kanun, üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenlemeler de içeriyor. Buna göre, yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri, imkan, fırsat eşitliğini sağlayacak önlemleri almak kaydıyla, YÖK tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak.

Yükseköğretim kurumlarına, esasları YÖK tarafından belirlenen merkezi sınavlarla girilecek. Yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların ortaöğretim başarıları dikkate alınacak. Ortaöğretim bitirme başarı notları en küçüğü 250, en büyüğü 500 olmak üzere ortaöğretim başarı puanına dönüştürülecek. Ortaöğretim başarı puanının yüzde 12′si, yerleştirme puanı hesaplanırken merkezi sınavdan alınan puana eklenecek.

Ortaöğretim kurumlarını birincilikle bitiren adaylar için mevcut kontenjanların yanı sıra YÖK kararı ile ayrı kontenjanlar belirlenebilecek.

Mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteliğinde veya bunlara en yakın olan mesleki ve teknik önlisans yükseköğretim programlarına sınavsız olarak yerleştirilebilecek. Bu öğrencilerin yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığının görüşü üzerine YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Önlisans mezunları için ilişkili lisans programlarında belirlenmiş kontenjanın yüzde 10′unu geçmeyecek şekilde YÖK kararı ile her yıl dikey geçiş kontenjanı ayrılabilecek.

Yabancı uyruklu öğrenciler ile ortaöğretimin tamamını yurtdışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları YÖK tarafından belirlenecek. Uluslararası andlaşmalar gereği Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarında burslu olarak öğrenim görecek yabancı uyruklu öğrencilerin yerleştirme işlemleri YÖK tarafından yapılacak.

YÖK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre, belli sanat ve spor dallarında üstün kabiliyetli olduğu tespit edilen öğrenciler ile TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ilgili dallarda eğitim yapmak kaydıyla yükseköğretim kurumlarına yerleştirilebilecek.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bir mesleğe yönelik program uygulayan ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler bakımından bu kurumların mezunlarının, YÖK tarafından belirlenen aynı meslek dalında yer alan yükseköğretim programlarına yerleşmelerinde, merkezi sınavlarda aldıkları puanlara ilave edilecek, ortaöğretim başarı puanı hesaplanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümleri uygulanacak.

ÜNİVERSİTELERİN ADLARI
Yasayla, Rize Üniversitesi’nin adı ”Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi”, Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi’nin adı ”Abdullah Gül Üniversitesi”, Zonguldak Karaelmas Üniversitesinin adı ”Bülent Ecevit Üniversitesi”, Konya Üniversitesinin adı da ”Necmettin Erbakan Üniversitesi” şeklinde değiştiriliyor.

Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi Geliştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 2015 yılı sonuna kadar yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri Kamu İhale Kanunu’na tabi olmayacak. Alımlara ilişkin usul ve esaslar, iki bakanlığın müşterek hazırlayacağı yönetmelikle rekabete açık şekilde düzenlenecek.

“KANUN TARİHE GEÇECEK”
Teklifinin yasalaşmasının ardından teşekkür konuşması yapan Milli Eğitim Bakanı Dinçer, katı, tek tipleştirici bir yapıdan, daha demokratik daha esnek bir yapıya geçişi sağlayan bir düzenleme yapıldığını ifade etti. Dinçer, şunları söyledi: ”Artık bugünden sonra Türk eğitim sisteminde tek tip insan yetiştirmek yerine bu ülkede ve bu toplumda ihtiyacımız yetenekli çocuklar yetiştirmeye, dünyayla rekabet edebilecek bilgi ve kabiliyetlerle donatmaya yönelik bir adım atmış olacağız. Daha da önemlisi, her bir çocuğumuzu ayrı bir birey, potansiyel olarak kabul edip onların her birisinin kendi yetenek ve kabiliyetlerine göre geliştirilebileceği bir zemini de oluşturmuş olacağız. Bu kanun aynı zamanda Türkiye’de halkla devletin barışmasında önemli bir adım olarak da tarihe geçecek. Biz halkla devlet biraz daha yaklaştırdık ve biraz daha fazla barıştırdık. Ben eminim bu barışma artıkça ve geliştikçe Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyetimiz ilelebet ayakta kalmak için güçlü bir desteği de sahip olacak.” Tüm partilere ve milletvekillerine teşekkür eden Dinçer, ”9 maddedeki desteğinden dolayı MHP milletvekillerimize BDP’den destekleyen milletvekillerimize, her birinize gönülden teşekkür ediyorum” dedi. AK Parti’li milletvekilleri, teklif yasalaştıktan sonra alkışladılar. Milletvekilleri, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı ve Milli Eğitim Bakanı Dinçer’i tebrik ettiler. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, sıradaki tasarı ve teklifler için komisyon ve hükümetin yerine almaması üzerine, birleşimi yarın saat 14.00′de toplanmak üzere kapattı.

Yazar: revolution \\ taglar: ,

Mar 29

Önerge AK parti ve MHP’li vekillerin oylarıyla kabul edildi. Bakan Dinçer kürsüye çıktığı sırada CHP’liler salonu terk etti
29 Mart 2012 Perşembe, 18:00:10
TBMM Genel Kurulunda, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran yasa teklifinin 1. Bölümünü kabul edildi.

”Temel kanun” olarak görüşülen, 1 ile 13. maddeleri içeren 1. Bölümdeki maddelere göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.

İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak.

8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek.

İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20′si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak.

İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu’nda da yapılıyor.

İMAM HATİPLER
İlköğretim kurumları tanımlanırken, ”imam-hatip ortaokulları” da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.

Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve ”Hz. Peygamberimizin hayatı”, isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.

Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek.

Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek.

Teklifle, ilgili kanundaki ”8 yıllık kesintisiz ilköğretim” ibaresi ”ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştiriliyor ve ”8 yıllık kesintisiz” ibaresi çıkarılıyor.

Genel Kurulda, teklifin 2. bölümü üzerinde görüşmelere geçildi.

CHP’LİLER SALONU TERK ETTİ
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in kürsüye çıkması üzerine, CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurul Salonu’nu terk etti.

Dinçer, zorunlu eğitimi kademelendirerek, 12 yıla çıkaran kanun teklifinin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sırasında, eleştirilere ve FATİH Projesi’ne ilişkin bilgi vermek üzere kürsüye çıktı.

Bu sırada CHP Grup Başkanvekilleri Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi dışındaki CHP milletvekilleri salonu terk etti.

CHP milletvekillerinin bu tavrına, AK Parti’li milletvekilleri alkışlayarak karşılık verdi. Bunun üzerine birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ”Bir parti grubunun dışarı çıkmasıyla niye ilgileniyorsunuz? Lütfen, Sayın Bakan konuşmaya devam ediyor” diye uyardı.

Bakan Dinçer, daha sonra konuşmasına devam etti.

Yazar: revolution \\ taglar: , , , , ,

Mar 29

Meclis Genel Kurul’daki 4+4+4 görüşmelerine saat 14.00′e kadar ara verildi
28 Mart 2012 Çarşamba, 22:01:56
İlgili Foto Galeri Genel Kurul yine gerginGaleriye gitmek için tıklayınızMilli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve temel yasa olarak ele alınan kanun teklifinin 1. bölümü üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

”Teklifin milli eğitim sisteminin bütününü değiştirdiği ve bir reform niteliğini taşıdığı” yönünde bir ifadesinin bulunmadığını dile getiren Dinçer, milli eğitim sisteminin bir çok ögeden oluştuğuna dikkati çekti. Dinçer, söz konusu teklifin yalnızca bu sistem içinde yapısal bir değişikliği getireceğini vurguladı.

Ömer Dinçer, ”Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda kaç yönetici, eğitimci kökenli değil?” sorusuna, ”Ben size soruyum: Eğitimci olmak profesyonel yönetici olmak anlamına mı geliyor? Müsteşar ve yardımcıları daha çok strateji geliştirmeyi bilen, bilimsel analizler yapacak kişilerden oluşur. Bizim grup başkanlıklarımızda göreve gelen arkadaşlarımızın her biri en az 5 yıl öğretmenlik yaptı. Onların pek çoğuna lisans üstü eğitim ve yabancı dil şartı da konuldu. Müsteşar ve yardımcıları seviyesinde eğitim sektöründen gelmeyen sadece 3 kişi var. Bu sizce çok mu?” yanıtını verdi.

Görüşmelerde, AK Parti ile MHP milletvekilleri arasında tartışma çıktı.

Değişiklik önergesi üzerine söz alan MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, ”Sizin ayaklarınızın titrediği günlerde, 28 Şubat baskısına karşı biz saf tutuyorduk” cümlesine AK Parti sıralarından tepki geldi.
Bu arada Adan ile AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ arasında tartışma çıktı. Bunun üzerine, AK Parti milletvekilleri araya girdi.

MHP sıralarındaki milletvekilleri de AK Parti sıralarına yönelince, her iki partinin milletvekilleri arasında kısa süreli arbede yaşandı.

CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner de ”Yok hükmündedir” dediği teklif metnini kürsüde yırttı.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, teklifin 8. maddesinin kabul edilmesinin ardından birleşime ara verdi. Verilen aranın ardından Komisyon ve Hükümetin yerine

oturmaması üzerine Yakut, bugün saat 14.00′te toplanmak üzere birleşimi kapattı.

Yazar: revolution \\ taglar: , , ,

Mar 21

TSK’dan yapılan açıklamada, Türkiye’nin Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti’ne katkı sağlayan 50 ülke içinde 8′inci sırada yer aldığı bildirildi
20 Mart 2012 Salı, 16:26:08
TSK

Türk Silahlı Kuvvetleri, Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (UGYK-ISAF) ve Türkiye’nin katkıları ile ilgili olarak açıklama yaptı. Afganistan’da bulunan Türk birliklerine Türkiye’nin milli kısıtlamaları gereği sorumluluk sahası dışında görev verilmediği ve mayın temizleme, terörle mücadele, uyuşturucu ile mücadele faaliyetlerinde görevlendirilmediği belirtildi.

Kabil Bölge Komutanlığı’nın sorumluluğunu 3′üncü kez üstlenen Türkiye’nin Afganistan’da 1646 personeli bulunduğu ve bu mevcudu ile UGYK’ya katkı sağlayan 50 ülke içinde 8′inci sırada yer aldığı bildirildi. Bugüne kadar Afganistan’da 12.500 Afgan askeri personeline eğitim verildiği açıklandı.

Açıklamaya göre, 5 Aralık 2001 tarihli Bonn Anlaşması ve BM Güvenlik Konseyi’nin 20 Aralık 2001 tarih ve 1386 sayılı Kararı ile NATO bünyesinde Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (UGYK-ISAF) oluşturularak 16 Ocak 2002 tarihinde İngiltere’nin liderliğinde göreve başladı. NATO’nun, UGYK Harekatını 2014 sonuna kadar sürdürmeyi planladığı belirtildi.

50 ÜLKEDEN 130 BİN 18 PERSONEL
UGYK Brunssum/Hollanda’da konuşlu NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığının emir ve komutasında görev yapıyor. UGYK’nın sorumluluk sahası başlangıçta sadece Afganistan’ın başkenti Kabil ve çevresi ile sınırlıyken, BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Ekim 2003 tarihli ve 1510 sayılı Kararı ile tüm Afganistan’ı kapsayacak şekilde genişletildi. Afganistan’ın tamamında UGYK’ya bağlı altı bölge komutanlığı bulunduğu ve UGYK Harekatına 50 ülkeden 130.018 personelin katıldığı açıklandı.

TÜRKİYE’DEN 1646 PERSONEL GÖREV YAPIYOR
Türkiye, TBMM’nin 10 Ekim 2001 tarihli 722 sayılı Kararına istinaden, Afganistan’da yürütülen harekata katkıda bulunmaya başladı. TSK mensupları, Afganistan’da Afganistan Ulusal Güvenlik Güçlerini eğitmek ve Afganistan halkına güvenlik, istikrar ve gelişme konusunda yardım etmek maksadıyla bulunuyor. Afganistan’da, Kabil Bölge Komutanlığında (Kabil’de) 1451, Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde faaliyet gösteren Bölgesel İmar Ekiplerinin emniyeti için Vardak’ta 76 ve Şibirgan’da 119 olmak üzere toplam 1646 personel görev yapıyor. Türkiye, bu mevcudu ile UGYK’ya katkı sağlayan 50 ülke içinde 8′inci sırada yer alıyor.

GÖREV SÜRESİ 3′ÜNCÜ KEZ UZATILDI
Türkiye, Kabil Bölge Komutanlığı’nın sorumluluğunu 01 Kasım 2009′da devraldı. Bugüne kadar görev süresi iki kez uzatıldı. 1 Kasım 2012′ye kadar üçüncü kez üstlenilen bu görev başarıyla sürdürülmeye devam edildiği belirtildi. Kabil Bölge Komutanlığı’nın temel görevi Afganistan Hükümeti’nin otoritesini Kabil ilinde yaygınlaştırmasını desteklemek maksadıyla, Afgan Güvenlik Güçleri ve Koalisyon Kuvvetleri ile yakın iş birliği ve koordinasyon içerisinde güvenliğin tesisine ve Afgan Güvenlik Kuvvetlerinin güvenlik sorumluluğunu alabilecek seviyeye ulaştırılmasına yardımcı olmak olduğu belirtildi.

12 BİN 500 AFGAN ASKERİ PERSONELİNE EĞİTİM VERİLDİ
Türkiye’nin milli kısıtlamaları gereği birliklere sorumluluk sahası dışında görev verilmediği ve mayın temizleme, terörle mücadele, uyuşturucu ile mücadele faaliyetlerinde görevlendirilmediği açıklandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afgan Ulusal Güvenlik Güçlerinin eğitimine verdiği destek kapsamında, Afgan askeri personelinin eğitimine, Türkiye ve Afganistan’da devam ediyor. Türkiye’de, Türk Silahlı Kuvvetler eğitim ve öğretim kurumlarında 2 bin 107, İç Güvenlik Eğitim ve Tatbikat Merkezi Komutanlığında (Eğirdir/Isparta) 1193 olmak üzere toplam 3 bin 300 Afgan askeri personeline eğitim verdi.

Sponsorluğu sürdürülen Kabil Askeri Lisesi ile Kara Harp Okulu, Komuta Kurmay Koleji ve sınıf okullarına eğitici/danışman desteği sağlanmasının yanında, Kabil Bölge Komutanlığı sorumluluğunda işletilen Gazi Askeri Eğitim Merkezinde astsubay temel eğitimine devam ediliyor. Bugüne kadar Afganistan’da 12 bin 500 Afgan askeri personeline eğitim verildiği belirtildi.

Yazar: revolution \\ taglar: , , , , ,

Mar 16

74 yıl sonra ortaya çıkan ayrıntılara Habertürk ulaştı…
15 Mart 2012 Perşembe, 15:46:17

İlgili Foto Galeri İlk kez gün yüzüne çıkan Dersim belgeleri!Galeriye gitmek için tıklayınızABDULLAH KILIÇ / ÖZEL HABER
HABERTÜRK

1937-1938 yılarında Dersim’de yaşanan olaylarla ilgili tartışmalar sürüyor. Dersim olayları hakkında ortaya çıkan her yeni belge katliamın boyutunu da ortaya koyuyor. Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda Dersim’de yaşanan katliam için devlet adına özür dilemesi yeni bir sürecin başlangıcı oldu. Bu özrün ardından TBMM’de kurulan Dersim Araştırma Komisyonu’na ilk kez gün yüzüne çıkan belgeler gelmeye başladı.

İşte o belgeler…

74 yıl sonra ortaya çıkan ayrıntılardan biri de 1937’deki harekâta ‘görülen lüzum’ üzerine Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı da katılması. 4 Mayıs 1937 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı’nın 4. Genel Müfettişliği’ne gönderdiği yazı bunu doğruluyor. Yazıda, “Muhafız alayının usta erleri ve yalnız süvari bölüğü ve bir dağ bataryasının Ankara’dan trenle Elazığ’a hareket ettirileceği…” belirtiliyor.

Habertürk’ün ulaştığı bir belge ise Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın Atatürk’ün bilgisi dahilinde Dersim’e gönderildiğini gösteriyor. Muhafız Alayı’nın Dersim’de görev yapmasıyla ilgili Atatürk’ün hem İsmet İnönü hem de Celal Bayar ile yazışmaları mevcut. Atatürk, alayın Dersim’deki başarısından dolayı Celal Bayar’a mektup yazarak kutladığı ortaya çıktı. Yine Atatürk’ün Dersim harekatına katılan askerlerle ilgili Başbakan İnönü’ye de bir takım talimatlar verdiği anlaşılıyor. Mektuplardan Atatürk’ün alayın Dersim’deki durumunu da yakından takip ettiği anlaşılıyor. Atatürk’ün emriyle harekata katılan alay, yine onun emriyle oradan ayrılıyor.

1985 yılında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Tarihçesi adlı kitapta da alayın Dersim’e katıldığı belirtiliyor. O zaman ki adıyla T.B.M.M Muhafız Alayı’nın Dersim Günlüğü’nde alayın görevleri ve başarıları günü gününe not edilmiş.

4 Mayıs 1937’de Ankara’dan hareket eti.

6 Mayıs’ta Elazığ’a vardı.

7 Mayıs’ta Tunceli ve Elazığ’daki birlikler 17’inci Tümen Komutanlığı emrine verildi.

10 Mayıs’ta Pertek Köprüsü’nün kuzeyine vardı.

13 Mayıs’ta Sarısaltık-Karaoğlan hattını tutarak asi Kürt Abbas ve Bahtiyar uşaklarının Koç aşireti ile bağlantısını kesti.

22 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın komutanı Albay İsmail Hakkı Tekçe, isyan ile ilgili görüş ve önerilerini ilgili makamlara iletti.

25 Mayıs’ta Havori ve kuzey bölgesinde tespit edilen eşkıya grupları silahla ateş etmeye başladı. Silahsız olanlar ise Vank istikametine kaçtı. Fakat topçu ateşi üzerine önce mağaralara sığındılar sonra da Külünk Dağı’nın arkasından kayboldular.

26 Mayıs’ta muhafız alayı, Bahtiyarlı aşiretinin Resikan, Gözerek, Vuruşlar, Çökerek, Çat köylerini bastı. Fakat birkaç gün önce boşaltıldığı için hepsini yaktı.

27 Mayıs’ta muhafız alayı ve ona eşlik eden birlikler eşkiyalarla çarpıştı; uçaklar asi köylerini bombaladı.

4 Haziran’da Alay, Sincik dağında Bahtiyar uşağına mensup şakilere yaptığı başarılı baskın neticesinde isyancıları perişan ve imha etti.

20 Temmuz Alay, Munzur suyunu tutarak asileri Munzur suyu ile Munzur dağı arasına sıkıştırdı. Bujik dağını işgal ederek asileri bastırdı. 1800’den fazla silah topladı.

30 Temmuz Tunceli’nin 1937’de itaatsizliğinde katılmış olan bütün aşiretlerin bölgelerinde inilmemiş dere, çıkılmamış dağ ve taranmamış yer kalmamıştı.

16 Ağustos’ta Karaoğlan, Aşağı Dirik ve Sarısaltık bölgelerinde Seyit Rıza ve avanesinin doğu ve kuzeye kaçmaması için tertibat alındı.

10 Eylül Saat 22:00’de Seyit Rıza, silahsız olarak iki arkadaşı ile birlikte Erzincan jandarmasına teslim oldu.

12 Eylül’de Seyit Rıza’nın akıbetinden dolayı İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve 3’üncü Ordu Müfettişi Kazım Orbay, 4’üncü Genel Müfettiş Alpdoğan’ı tebrik etti.

Yine aynı tarihte Cumhurbaşkanı Atatürk ile Başbakan İsmet İnönü, Seyit Rıza’nın yakalanmasıyla ilgili muhafız alayını kutladı.

Yazar: revolution \\ taglar: , , , , , , , , ,