Kış mevsimi geldi, kış hastalıkları kapıya dayandı
Dr. Ayhan Tokgöz, kış aylarında artan grip, soğukalgınlığı, farenjit, sinüzit ve zatürre hakkında bilgi veriyor, tedavisi hakkında önemli noktaları paylaşıyor.
Havanın soğumasıyla birlikte kış hastalıkları artmaya başladı. Özellikle solunum yollarını etkileyen kışhastalıklarının başında grip, soğuk algınlığı, farenjit,sinüzit ve zatürre geliyor. Bu hastalıklar özellikle çocukları, hamileleri, yaşlıları ve kronik sağlık sorunları olanları daha olumsuz etkiliyor.
Dr. Ayhan Tokgöz, sıklıkla karşılaşılan solunum yolları enfeksiyonları arasında birinci sırayı gribin aldığını, özellikle sinema, tiyatro, huzurevi, kışlalarda ve sigaranın kapalı ortamda çok içildiği yerlerde gribe yakalanma olasılığının daha fazla olduğunu söylüyor. Dr. Tokgöz, “Basit virüsler gribe yol açar. Bu virüslerden korunmak için toplu çalışma ortamları düzenli havalandırılmalı, kapalı alanlarda sigara içilmesine izin verilmemeli, hasta kişiler ortamdan uzaklaştırılmalı ve tedavi edilmeli” diye bilgi veriyor. Halk arasında üst solunum yolu enfeksiyonlarının bazılarını tanımlamak için bazen grip (gribal infeksiyon), bazen de soğuk algınlığı deyimlerinin kullanıldığını belirten Dr. Tokgöz, yine halk arasında grip ile soğuk algınlığının sık sık karıştırıldığına dikkat çekiyor. “Soğuk algınlığı daha çok burun ve genizde yerleşiyor. Grip ise daha aşağılara, bronşlara ve akciğere inebiliyor. Soğuk algınlığı, hafif bir hastalık. Kişinin genel durumunu çok bozmuyor. Ateş çoğu zaman çok hafif görülüyor. Halsizlik ve kırgınlık oluyor. Bir haftada iyileşiyorsunuz. Fakat gribin başlangıcı çok ani ve 39′u geçen yüksek ateş görülüyor. Ateş ilk 24 saat içinde hızla yükselir, 38-41 derece arasında iki-üç gün seyreder ve sonra düşmeye başlar. Bazı hastalarda gözlerde kızarma, yanma, ışığa hassasiyet de görülür. Birkaç gün sonra da kuru öksürük, göğüs ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkar” diyerek iki hastalık arasındaki farkı özetliyor.
FARENJİTİ OLANLAR SİGARADAN UZAK DURMALI Kış aylarında en sık karşılaşılan hastalıklardan birinin farenjit olduğunu aktaran Dr. Ayhan Tokgöz,farenjitte ses kısıklığı, boğazda kuruluk, yanma, ağrı, yutkunma zorluğu, toz ve yiyeceklere karşı hassasiyet görüldüğünü söylüyor. Tedavi süreci hakkında da bilgi veren Dr. Tokgöz, “Hastalığın tedavisi yapılırken önce boğaz kültürü alınıyor. Bu kültür sayesinde hastalığın mikrobik olup olmadığı tespit ediliyor. Bu mikropların bulunup bulunmadığına göre hastalığın tedavisi ilaçla yapılıyor. Hastalık eğer mikrobik değilse sıvıyla, mide problemleri varsa düzeltilmesiyle, sinüzite bağlı akıntı varsa bu akıntının tedavisiyle mümkün oluyor. Tedavide sigaranın kesilmesi büyük önem taşıyor; alkol, çok acı ve ekşi gıdaların tüketilmesi ise hastalığın iyileşmesini önlüyor” diye konuşuyor.
SİNÜZİT KRONİK BİR HASTALIKTIR Sinüzit hastalığının genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında oluştuğunu söyleyen Dr. Tokgöz, sinüzitin alerjisi olan, tozlu ve asitli ortamlarda çalışan kişilerde daha fazla görüldüğünü vurguluyor. Sinüzit belirtilerini anlatan Dr. Tokgöz, “Sinüzitte, sürekli baş ağrısı, mevsimsel değişikliklere bağlı olarak görülen iki kaşın arasında, yanaklarda ve alın bölgesinde şiddetli ağrı, burundan gelen şeffaf akıntı, soğuk havanın etkisiyle oluşan sızlama gibi belirtiler ortaya çıkıyor” diyor. Tedavi süreci hakkında da bilgi veren Dr. Ayhan Tokgöz, “Öncelikle sinüslerin burna açılan bölgesindeki tıkanıklığı açmak gerekiyor. Tıkanıklığı giderici ilaçlar veriliyor. Bol sıvı alınıp geniz akıntısı azaltılmalı. Eğer akut safhadaysa antibiyotik, kronikse cerrahi müdahale uygulanıyor. Sinüzit tedavisi olan kişi yeniden sinüzit olabilir. Bu nedenle ameliyattan sonra da dikkat edilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.
KİMLER ZATÜRRE AŞISI YAPTIRMALI? Alt solunum yolu hastalıkları arasında en sık rastlanan hastalıkların arasında yer alan zatürre, akciğer iltihabı olarak tanımlanıyor. Zatürre hastalığında, akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihabi bir sıvıyla doluyor ve akciğerlerin oksijen alışverişi bozuluyor. Zatürre belirtilerinin türlerine göre değiştiğini söyleyen Dr. Tokgöz, “Bakteriyel zatürrede ateş, titreme, öksürük, sarı yeşil renkte veya kanlı balgam, göğüs ağrısı ve terleme olabiliyor. Virütik zatürrede ateşin yanında baş ağrısı, kuru öksürük, kas ağrısı ve halsizlik gibi gribal enfeksiyon belirtileri görülebiliyor. Mycoplasma zatürresinde ise en yaygın şikayet öksürük” diyerek belirtileri anlatıyor.
Zatürre tedavisinin nedene, hastanın yaşına, altta başka kronik bir hastalık bulunup bulunmamasına göre yapıldığını söyleyen Dr. Ayhan Tokgöz, “Genç ve sağlıklı erişkinlerde bakteriyel, mycoplasma ve ricketsia enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı tedavide başarı sağlıyor. Viral zarürrelerde iyileşme kendiliğinden olabiliyor. Antibiyotiklerin yanı sıra ağrı ve ateş için parasetemol veya nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, balgam söktürücü ilaçlar kullanılıyor. Hastaların diyetine dikkat etmesi ve günde en az 8 bardak su içmesi öneriliyor” diye konuşuyor. Zatürre aşısı hakkında da bilgi veren Dr. Tokgöz, “Zatürre aşısı ise özellikle kalp, akciğer, kan, böbrek ve diyabet hastaları, dalağı alınmış kişiler, 65 yaşın üzerindekiler ve bakımevi vb. yerlerde yaşayanlar gibi yüksek risk taşıyan kişilere yapılmalı” diyor.
AA
Yazar: onurkan
\\ taglar: sağlık
Basit Hesaplama İle Obez misiniz Öğrenin
Bu sorunun yanıtını bulmak için, bugün bütün dünyada uygulanan çok basit bir yöntemi biz de rahatlıkla kullanabiliriz. ‘Beden Kitle İndeksi’ ya da İngilizce bilinen adıyla ‘Body Mass İndex (BMI)’ denen ve kolayca hesaplanabilen bir oran yoluyla, herkes kendi kendine fikir sahibi olabilir.
Vücut ağırlığımızı (kg)olarak, boyumuzun metre cinsinden karesine (m) bölersek, çıkan sonuç kendi Beden Kitle İndeksimizi verecektir.
İsterseniz kolay bir örneği birlikte hesaplayalım:
Ayşe hanımın ağırlığı 70 kg, boyu ise 1.60 m’dir. Buna göre Ayşe Hanım’ın beden kitle indeksi;
Vücut ağırlığı=70
Boy (m) x Boy (m)=1.60×1.60=2.56
Beden Kitle İndeksi=70/2.56=27.34 kg/m dir.
Hasan Bey’in ağırlığı da 90 kg, boyu ise 1.70 m’dir. Buna göre Hasan Bey’in beden kitle indeksi;
Vücut ağırlığı=90
Boy (m) x Boy (m)=1.70×1.70=2.89
Beden Kitle İndeksi=90/2.89=31 kg/m dir.
Bu formülle siz de kendi beden kitle indeksinizi kolayca hesaplayabilirsiniz.
Beden kitle indeksi ne ifade ediyor
Bütün dünyada kabul edilen sınıflamaya göre, Beden kitle indeksi;
- 18.5 altı zayıf
- 18.5 – 25 arası normal kilolu
- 25 – 30 arası fazla kilolu
- 30 – 40 arası obez (şişman)
- 40 üzeri İleri derecede obez olarak tanımlanırlar.
Bu sınıflamaya göre, Ayşe Hanım fazla kilolu, Hasan Bey ise obez olarak görünüyor. Siz de bu formül ve tabloya göre kendinizi değerlendirebilirsiniz.
Yazar: DişiKartaL
\\ taglar: fazla kilolar, obez kimlere denir, obezite, obezite hesaplaması, sağlık, sağlıklı beslenme
Bilgisayarlar dikkat edilmediğinde göz sağlığına zarar verebiliyor.Bilgisayar başındayken göz sağlığını tehdit edebilecek pek çok etken bir araya gelir ve bu etkenler kalıcı rahatsızlıklara neden olabilir
BİLGİSAYAR KULLANIRKEN NELER YAPALIM?
- Bilgisayar başındayken daha fazla gözlerinizi kırpın.
- Monitörünü tam karşına almak yerine, monitöre üstten bakabilecek şekilde oturun.
- Çalıştığın ortamın iyice havalandırın.
- Gözünü ardına kadar açmak yerine biraz daha kısarak bilgisayarına bakın
- Belirli aralıklarla dinlenin ve bu aralıklarda bilgisayardan uzaklaşın ve gözlerini daha fazla kırpın
GÖZ KIRPMA GÖZ KURULUĞUNU AZALTABİLİR
Bilgisayar kullanırken oluşan şikayetlerin oluşmasında en önemli nedenlerden biri göz kırpma sayısının azalmasıdır. Normalde dakikada ortalama 25 kere gözlerimizi kırparız.Göz kırptığımızda üst kapağımız dinlenir, gözyaşı ile gözümüz beslenir ve temizlenir, göz yüzeyi kayganlaştırılır ve düzgün bir yüzey oluşturularak net ve berrak görmenin sağlanır. Ekranlarla çalışırken bu sayı dakikada 10′un altına, hatta 5-6′ya düşer. Böyle olunca da gözyaşı buharlaşır, göz yüzeyi kurur, yanma, batma, kızarıklık gibi bir çok şikayete neden olur. Eğer kişide ayrıca gözyaşı seviyesi normalden az ise bu şikayetler çok daha çabuk ve şiddetli olur. Ayrıca, bilgisayarda bazen iyi görebilmek için ya da konsantre olunduğunda gözleri iyice açarak bakanlar olabiliyor. Bu durum da sorunu artıran bir etkendir. İşte tüm bu nedenlerle, ekranla çalışırken bilinçli olarak sık göz kırpmak yararlı olur. Bazen de suni gözyaşı damlaları kullanmak gerekebilir.
GÖZLERİNİZİ KONTROL ETTİRİN
Bilgisayarla çalışanlarda göz şikayetlerinin bir diğer önemli nedeni kişide fark edilmemiş ya da daha önce tespit edilmiş ancak durumunda değişiklik oluşmuş görme kusurlarıdır (Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma). Özellikle çocuklarda ve gençlerde en küçük harfleri bile görebildiği halde bazen kırma kusuru bulunabilir. Halk arasında ‘bilgisayarın gözleri bozduğu’ şeklinde bir düşünce mevcuttur. Bu doğru değildir. Ancak mevcut kusur bilgisayar kullanımıyla açığa çıkmış veya belirginleşmiş olabilir. Bu nedenlerle aileler en küçük göz şikayeti olan çocuklarının bile gözlerini bir uzmana muayene ettirmelidirler. Gözlük kullanmak durumunda olanlar ekranla çalışırken gözlüklerini mutlaka takmalıdırlar.
UYGUN OTURUŞ VE MONİTÖRE MESAFESİ
Şikâyetlerin bir diğer kaynağı ise ‘uygun oturuş ve duruş’a dikkat etmemektir. Ekranın üst kenarı göz hizasında olmalı, ekrandan uzaklık ekrandakileri rahat görebilecek en uzak mesafe olmalıdır. Ayrıca, pencerelerle ekran açısı uygun olmalı, pencere ve diğer kaynaklardan gelen görüntüler ekran üzerine düşmemelidir. İri puntolu ve gözü yormayan karakterlerle yazmak, koyu renk zeminler üzerinde açık renk karakterlerle çalışmak, çalışırken 45–50 dakikada bir 5–10 dakika ara verip gözü dinlendirmek de göz sağlığı için çok önemlidir.
Yazar: DişiKartaL
\\ taglar: bilgisayar ve göz, göz kırpma, göz kuruluğu, göz sağlığı, monitörün göze zararı, sağlık
Diyetinizi Doğru Bildiklerinizle Mahvetmeyin
1.İlk aşama; Mutlaka Diyetisyene Başvurun.
İstikrarlı ve seri bir şekilde zayıflamak istiyorsanız bir program takip etmelisiniz. Bu süreçte ne yiyeceğiniz ve ne kadar yiyeceğiniz net olmalı. ‘Öğün saatim gelince ne bulursam yerim ama az yerim. ’ derseniz daha baştan kaybettiniz demektir. Diyetisyeniniz ile beraber hazırlayacağınız programa göre öğünlerinizi planlamalı , sofraya oturmadan önce hangi besinden ne kadar yiyeceğinize önceden karar vermelisin.
2.Sıra Mutfak Alışverişinde.
Bilimsel olarak kanıtlanan bir şey var ki; aç karnına yaptığınız alışverişte sepetinizin ne kadar kalorili yiyeceklerle dolu olacağıdır. Yemekten sonra kalemi kağıdı elinize alın , bir alışveriş listesi oluşturun ve alışverişlerinizde bu listeye riayet etmeye özen gösterin. Yoldan çıkmanıza sebep verecek reyonların en uzağından geçmeye çalışın.
3.Kalorisiz Hiçbir Yiyecek Yoktur.
Meyveyi bile ihtiyacınızdan fazla yiyorsanız yağlanmaya yol açar. Ancak bir çok kişinin temel sorunu farkında olmadan yemektir. ‘Ara saatim, kuru kayısı yiyeceğim.’ diye başladığınız ara öğünün sonunda bir paket kuru kayısı bitmiş olabilir. Size önerilen miktarı ayırıp geri kalanını sonraki öğünlerde tüketmek üzere ortadan kaldırın. Aynı ilke yemek sofrasında da geçerli.Yemeyi planladığınız kadar tabağınıza alın.Ortadan atıştırarak ne kadar yediğinizi tespit edemezsiniz.
4. İki Tür açlık Vardır.
Birincisi fizyolojik açlık yani karın açlığı. Eğer size önerilen gibi zamanında ve size önerilen kadar yiyorsanız fizyolojik açlıkla ilgili pek sorun olmayacaktır. Ancak en zoru psikolojik açlık. Gözünüzü de doyurmak ve yediğiniz miktardan tatmin olmak çok daha önemli. Kocaman bir tabakta yumruk kadar bir et çok sinir bozucu durur . Halbuki küçük bir tabakta yanında bolca sebze garnitür olan bir et tabağı büyük bir porsiyon yiyormuşçasına sizi mutlu edecektir. Tabaklarınızı ve bardaklarınızı küçültün.
5.Yemeğiniz Bitince Sofrayı Terk Edin.
Sofrada uzun seremonilerle yenen bir yemek diyete olan tahammülünüzü azaltır. Muhabbet kısmını yemek sofrası dışında çayınızı yudumlarken yapabilirsiniz.
6.Yemeklerinizi yavaş yiyin.
Yavaş ve çok çiğneyerek yemeye özen gösterin. Belki değiştirilmesi en zor alışkanlıklardan biri budur ancak bir süre kurallara uyup aynı davranışı devam ettirdiğiniz sürece alışkanlık haline gelecektir.Tokluk sinyallerinin beyne ulaşması için gerekli süre 20 dakika kadardır. Bu sürede ne kadar hızlı yerseniz mideyi o kadar gereksiz doldurmuş olursunuz.
7.Kaçamaklara dur denmeli.
En büyük kaçamaklar genelde sofrayı hazırlarken yada sofrayı toparlarken yaptığımız atıştırmalardır. İsterseniz her seferinde kağıda ekstra neler atıştırdığınız yazın. Önünüze çıkacak rakamın inanamayacağınız boyutlarda olduğunu göreceksiniz.Böyle bir huyunuz varsa bunu kesmek bile size kilo verdirir.
8. El Altından Uzaklaştırın.
Çok sevdiğiniz ama kalorisi yüksek yiyeceklerin hemen ulaşabileceğiniz noktalarda olmamasına çalışın. Asla dayanamayacağınız bir kalıp İsviçre çikolatası çalışma masasının çekmecesinde dururken ya da mutfak rafları abur cuburlarla dolu iken bu programı sürdüremeyeceğiniz gün gibi açık. Sizden ne kadar uzak dururlarsa iradenize yenik düşme şansınız o kadar az olacaktır.
9.Kalorili Yiyecek Bağımlılığı.
Diyet yapamamanızın temel nedeni açlık değil, kalorili yiyeceklere olan tutkunuz ve bağlılığınız ise ve her mutsuzluk ya da aşırı mutluluğunuzda çok sevdiğiniz şekerlemelere, çikolatalara sarılıyorsanız bunun adı psikolojik yemektir.Lütfen tüm sorunlarınıza bir beslenme uzmanının derman olamayacağını bilin.Stres yönetimini öğrenmek üzere yeme davranışı bozukluğu üzerinde uzmanlaşmış bir psikologdan yardım alın.
10.Dönemsel Geçişlere Dikkat.
Bayanlarda adet dönemi, sınava hazırlanma dönemi yada iş yoğunluğumuzun , stresimizin arttığı dönemlerde özellikle karbonhidratlı yiyeceklere karşı olan eğilimimiz artabilir. Bu dönemlerde çevrenizde salatalık, iceberg, minik elma dilimleri gibi kalorisi düşük atıştırmalıklar da bulundurun.
Dyt. Bahar Demirkıran www.doktorsitesi.com
Yazar: DişiKartaL
\\ taglar: diyet, diyet ipuçları, diyet önerileri, sağlık, sağlık önerileri, sağlıklı beslenmek, sağlıklı kilo verme
Yanıklara En Doğru Mudahele
Güneşin en dik geldiği öğlen saatlerinde sağlığımızı tehdit eden zararlı UV ışınları nedeniyle günümüzde yaşlı genç herkes risk altındadır. Korunma bilincinde olmadan güneş altında kalınan saatler cildimizi tahrib eder ve doğru müdaheleler edilmezse kalıcı kasarlar bırakabilirYaz mevsiminin güneş yanıkları, güneş ışınlarına maruz kalma sonrası deride kızarıklık oluşması biçiminde görülür. Çamlıca Medicana Hastanesi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Pınar Arat konuyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor: “İlk belirtiler, ışığa maruz kalma üzerinden birkaç saat geçtikten sonra gözlenir. Güneş yanığının bütün etkileri ise, ancak 24 saat veya daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. Kızarmış, hassaslaşmış deri, saatler hatta günler sonra, sıvı dolu kabarcıklar oluşması, ateş, titreme, bulantı, döküntü gibi şiddetli reaksiyonlar ve yanık bölgelerde derinin günler sonra soyulup dökülmesi güneş yanığının belirtileri arasında yer alır.”.Ateş, sıcak bir cisim, elektrik, radyasyon, asit veya bazla oluşan yaralara yanık; sıcak su, buhar vs. yol açtığı doku bozukluklarına ise haşlanma denir. Vücut dokularının yanma derecelerine göre yanıklar 3 gruba ayrılır.
1.Birinci derece yanık: Bunun en güzel örneği güneş yanıklarıdır. Deri yüzeyi kızarır, hafif şiş oluşur. Yanık bölge duyarlı olup bastırınca ağrır.
2.İkinci derece yanık:Yukarda belirtilenlere ek olarak deri üzerinde içi su dolu kabarcıklar olur. 5 cm2 den daha büyük böyle bir yanığı olan kişiyi hemen hastahaneye gönderiniz.
3.Üçüncü Derece yanık: Yanık derinin bütün kalınlığını içine aldığı gibi bazen daha derinlere, kemiğe kadar inebilir. Böyle yanığı olanlar hemen hastahaneye gönderilmelidir. Yanıklarla haşlanmalar; şoka, mikrop almaya, solunum zorluğuna sebep olur.
Yanık ve Haşlanmalarda İlk yardım
- - Küçük bir yeriniz yanmışsa içinde küçük buz parçaları bulunan su dolu bir kovaya sokunuz ya da musluk suyu altına 10 dakika tutunuz. -Yanık veya haşlanmış kısımlara elinizi sürmeyiniz.
- -Yanık veya haşlanmış yüzeye temiz bir bez veya pansuman koyunuz. -Yanık nedeniyle deride oluşan içi su dolu kabarcıkları sıkmayınız, patlatmayınız.
- -Yanıklı hastayı sakin, ılık bir yerde dinlendiriniz.
- -Yanmış giysileri çıkarmayınız. -Yanık üzerine yoğurt, salça, diş macunu sürmeyiniz.
- -Yanık bölgesinde bilezik, künye, yüzük varsa keserek çıkarınız.
- -Asit yanıklarında, giysilerini çıkarınız, bol su ile yıkayınız. -Baz yanıklarında, asit yanıklarındaki gibi davranınız.
- -Elektrik sonucu oluşan yanıklar ile büyük yanıklarda hastayı zaman kaybetmeden hastahaneye götürünüz.
Yazar: DişiKartaL
\\ taglar: birinci derece yanık, güneş çarpması, güneş yanıkları, güneşlenmek, güneşten korunma, ikinci derece yanık, sağlık, sağlık önerileri, sağlıklı bronzlaşmak, üçüncü derece yanık, yanık ve haşlanmalar, yanıklar, yanıklara ilk yardım
Kalp hastaları sıcak yaz aylarında ne yapmalı?
Sağlıklı oldukları kabul edilen bireylerde dahi birtakım değişikliklere neden olan mevsim geçişleri özellikle uzun süren ve kondisyon olarak güçsüz kalınan kış aylarından sonra yaz mevsimine geçişte de kalp yetersizliği, kapak hastalığı, hipertansiyonu ve kalp damarlarında hastalıkları olanların çok dikkatli olmaları gerekiyor.
Yaz ayları, kalp hastaları için, yaşam tarzlarına dikkat ettikleri takdirde kış aylarına göre daha az riskli. Yaz mevsiminin getirdiği yüksek moral, kalp hastaları için açık alanda gerilimden uzak yaşamaları bir avantaj sağlıyor. Kış aylarının soğuk havalarında yaşanan, damarlarda spazm gelişme riski ortadan kalkıyor. Ancak, yazın getirdiği bu rahatlık, beraberinde birçok riskleri de getiriyor. Bunlara dikkat etmek ve bilinçli davranmak gerekiyor.
Öncelikle kalp hastaları mevsim başlangıcında doktorlarına başvurarak, kullandıkları ilaçların dozlarını ayarlamalı ve yapacakları spor türleri ve bunların süreleri (örn:yüzme,yürüyüş vs) ; yapacakları seyahat ve diğer aktivitelerin şekli ve yapılma süresi ile zorluğu konusunda bilgi almalıdırlar. Örneğin, kalp yetersizliği ve kanda pıhtılaşma öyküsü olanlar yolculuklarında sıkça mola vermeli, uzun süreli oturmayı gerektiren uçuş ve otobüs seyahatlerinden kaçınmalıdırlar.
Yaz aylarında havaların olumlu etkisi ile kendini iyi hisseden hastalar, kendilerinde daha fazla efor sarfetme gücü bulduklarında tehlike başlıyor demektir. Bu eğilim beraberinde ilaçlarını kendiliğinden kesme noktasına dahi gelebiliyor.
Kontrolü elden bırakmamak gerek.
Özellikle ülkemizde, hava sıcaklıklarının artmasıyla başlayan mangal kültürü ve beraberinde alınan yağlı yiyecekler ile alkollü içecekler kalp yetersizliği,kalp damar hastalığı, hipertansiyonu olan kişilerde oldukça tehlikeli.
Yine günün sıcak saatlerinde alkollü içeceklerin alınması, güneş altında fazlaca kalınması, mesafe tanımaksızın yüzmek yaz keyfini bozan etkilerden olabilir.
Özetle alınması gereken önlemler;
- *Sıcak saatlerde dışarıda kalmayınız.
- *Yüzme ve yürüyüş saatleriniz günün serin zamanları ve kapasitenize uygun olsun. Denize dalmak uygun olmayacaktır.
- *Günlük ortalama 2-2,5 litre sıvı alınız.
- *Terlemeyle tuz kaybı olacağından doktorunuzun fikrini alarak yiyeceklere az miktarda tuz ilavesi yapabilir, yine doktorunuzun fikrini alarak tansiyon ilaçları ve idrar söktürücü ilaç dozlarında azaltmaya gidebilirsiniz.
- *Güneş altında alkol almayınız.
- *Yemek sonrası asla denize girmeyin, hemen yürüyüş yapmayın.
- *Yağlı yiyeceklerden kaçının, bol bol yeşil sebze ; şeker hastası değilseniz, yine aşırı olmayacak şekilde meyve yiyin.
- *Uzun süreli seyahatler yerine kısa süreli, çok molalı seyahatler yapın.
Prf. Dr. Metin Gürsürer
Yazar: DişiKartaL
\\ taglar: kalp krizi, kalp krizi önerileri, kalp yetersizliği, sağlık, yaz aylarında kalp hastaları, yaz aylarında sağlık, yaz sıcağında suyun önemi
|
Son Yorumlar