Mar 01

Bir kitap tanıtılırken sıkça kullanılan ‘kendine has bir dili var’, ‘lirik’, ‘kışkırtıcı’ gibi tanımlamalarla aslında ne demek isteniyor?
01 Mart 2012 Perşembe, 17:36:21
HABERTURK.COM

Editörler, yayıncılar ve eleştirmenler bir kitabı tanıtırken “lirik”, “kışkırtıcı” ya da “kendine has bir dili var” derken aslında ne demek istiyorlar? Bunlar edebiyatçıların sadece kendi aralarında anlaşmak için kullandıkları gizli bir şifre mi?

One-Minute Book Reviews isimli siteden Janice Harayda, edebiyat ve yayıncılık dünyasından bu terimleri deşifre etmelerini istemiş. Sel yayıncılık internet sitesinden yayınlanan metnin Türkçesi kitapseveler açısından oldukça ilgi çekici bir rehber.

İşte kitapların arka kapaklarında yazılanları anlama rehberi;

“hikâye içine çekiyor”: “çok iyi bardak altlığı olur” Don Linn, yayın danışmanı

“dili sade”: “çok iddialı ifadeler yok” Mark Kohut, yazar ve danışman

“iyi eleştiriler alan”: “pek satmıyor” Peter Ginna, yayıncı.

“çıkış kitabı”: “Allah yardımcısı olsun” Larry Hughes, yayınevi yöneticisi

“her türlü kategorizasyona meydan okuyor”: “Ne yaptığı hakkında yazarın bile hiçbir fikri yok.” James Meader, yayınevi yöneticisi

“yaşadığımız zamanı yakalıyor”: “İki yıl önce yaşadığımız zamanları yakalıyor.” Mark Athitakis, eleştirmen

“okul için ideal”: “Çocuklar bunu okumak zorunda kalmadıkları sürece okumazlar.” Linda White, kitap tanıtımcısı

“J.R.R. Tolkien’in görkemli geleneğini sürdürüyor”: “Kitapta cüceler var” Jason Pinter, yazar

“kendine has bir dili var”: “Editör kontrolünden geçseymiş iyiymiş.”

“heyecanlı”: “İçinde aklı başında bir şey yok.” William Preston, İngilizce öğretmeni

“destansı”: “çok uzun” Sheila O’Flanagan, yazar

“erotik”: “porno” Peter Ginna, yayıncı

“etnik edebiyat”: “beyaz olmayan biri tarafından yazılmış” Rich Villar, yayınevi yöneticisi

“ilgi çekici”: “Sayfaları hızla çevirdim ama aslında kitabı okumadım.” Sarah Weinman, edebiyat eleştirmeni

“cesur bir sokak masalı”: “Mahalleli siyah yazar. Kaçın.” Bir edebiyat öğrencisi

“ince işlenmiş bir metin”: “Sözcüklerin yarısının ne anlama geldiğini bilmiyorum.” Jennifer Weiner, yazar

“edebi”: “olay örgüsü yok” Mark Kohut, yazar ve danışman

“uzun süredir beklenen”: “geç kalmış” Jan Harayda, yazar ve editör

“lirik”: “Pek fazla bir şey olmuyor.” Peter Ginna, yayıncı

“özenle araştırılmış”: “Çok fazla dipnot var.” Larry Hughes, yayıncı

“anı”: “Aksi ispatlanana dek kurgu değil.” Larry Hughes, yayıncı

“novella”: “büyük fontlu kısa öykü” Larry Hughes, yayıncı

“acıklı”: “Bu kadar kötü yazmak insanı ağlatıyor.” Drew Goodman, yazar ve sosyal medya analisti

“günceli yakalıyor”: “orijinal bir kurgusu yok” Jacqueline Deval yazar ve yayıncı

“çok eğlenceli”: “kaotik” Peter Ginna, yayıncı

“duygusal”: “yumuşak porno” Peter Ginna, yayıncı

“çarpıcı”: “Baş karakter ölüyor.” Mark Athitakis, eleştirmen

“provokatif”: “ırklar ya da dinle ilgili” Mark Athitakis, eleştirmen

“ümit veren”: “Çok fazla kusur var ama görmezden gelinebilir.” Mark Athitakis, eleştirmen

“cesur”: “çok fazla küfür var” Isabel Kaplan, yazar

“ileriyi gören”: “Yanlışlığı henüz kanıtlanmadı.” Isabel Anders, yazar

“bir kuşağın sesi”: “demode” Mark Kohut, yazar ve danışman

“ağır”: “Bu canavarı sürekli yanımda taşıyorum ama hâlâ bitiremedim.” Emily Nussbaum, eleştirmen

“hayal gücünün sınırlarını zorluyor”: “Yazarın kafası iyiymiş.” Simon McNeil, yazar

“takip edilmesi gereken bir yazar”: “Gerçekten okumak isteyeceğiniz bir yazar değil.” Jan Harayda, yazar ve editör

“geniş aile hikayesi”: “Anneniz bunu sevebilir.” Mark Kohut, yayıncı

“Amerika için ‘uyan’ alarmı”: “önceki hükümette yer alan bir yazardan huysuz, sert bir eleştiri” Gary Krist, gazeteci ve yazar

“katmanlı bir anlatım”: “Atlayarak okumaktan ya da hızla göz gezdirmekten çekinmeyin.” Nancy Pate, yazar ve editör

“dokunaklı”: “Bir şey dokundu. Yediğim yemek de olabilir, kitap da.” Jennifer Weiner, yazar

“uzun süre konuşulacak”: “Hemen şimdi okumanıza gerek yok.” Mark Kohut, yazar ve yayıncı

“büyüleyici”: “Metni etkileyici bulup, olan biten bir şey olmadığını fark etmeyeceğinizi umuyoruz.” Miss Bennet, editör

“yazarın sıkı hayranları”: “anne ve eş” Mat Johnson, yazar

“orijinal bir romantik komedi”: “Sonunda kadın karaktere araba çarpar. Bir erkek sürücü tarafından.” Phillipa Ashley, yazar

“aklınızdan çıkaramayacaksanız”: “Aylardır başucumda duruyor ve hâlâ bitiremedim.” Sara Eckel, eleştirme

“sıcacık bir öykü”: “Ana karakter bir köpek, yaşlı bir adam ya da ikisi birden.” Katha Pollitt, şair ve köşe yazarı

“tarihi bir roman”: “Amerika’da geçiyorsa toz, çayırlar ve soluk renkli kıyafetler; İtalya’da geçiyorsa zehir ve entrika, İngiltere’de geçiyorsa seks, güzel kıyafetler ve kelle uçurma.” Jennifer Weltz, yazar ajanı

“Hemingwayvari”: “kısa cümleler” Arthur Phillips, yazar

“Faulknervari”: “uzun cümleler” Arthur Phillips, yazar

“Fitzgeraldvari”: “pişmanlık, özlem, zengin insanlar” Arthur Phillips, yazar

“Pulitzer adayı”: “Yayıncı 50 dolarlık başvuru ücretini ödedi.” Mat Johnson, romancı

“güçlü”: “Entrika dolu, bir yargısı var.” Mark Kohut, yazar

“alışılmadık”: “Beklediğinizden kısa, büyük harf kullanılmamış.” Tamara Paulin, yazar

“Shakespearvari”: “Herkes ölür, vay be, aynı Hamlet gibi.” Mark Kohut, yazar

“insanlık halleri üzerine heyecan uyandıran bir yaklaşım”: “Duygular üzerine bir erkek tarafından yazılmış bir kitap.” Sara Eckel, eleştirmen

Yazar: revolution \\ taglar: , , ,

Eyl 07

Gel Gitme Kadın – Oğuz Akay

Atatürk sevdalısı usta kalemden  Mustafa Kemal ‘in hastalık dönemini anlatan çok yönlülüğünü açığa çıkaran  yeni bir kitap daha. Araştırmacı yazar bu kitapta biten evliliğin ardından acı çeken ve yalnızlık hisseden bir Mustafa Kemal ‘i anlattığına tanıklık edeceksiniz. Musikili akşam toplantılarında söylenen şarkılar onun hislerine tercüman oluyor. Kimi şarkıları ard arda defalarca söyletiyor ve söyleyenlere eşlik ediyor, kimilerini sadece kendisi söylemek istiyor ve söylüyor, kimilerini sonuna kadar dinleyemiyor, yarıda bıraktırıyor şarkıyı, kimisinde de dans ediyor. Bazı şarkıları dinlediğinde ise gözyaşlarına hakim olamıyor. Kitaba ismini veren Gel Gitme Kadın da Mustafa Kemal’in çok sevdiği ve hatta kimi zaman ağladığı bir Selahattin Pınar bestesidir.

Gel gitme kadın, ruhumu hicranına yakma,
İnlet beni, öldür beni, ağyare bırakma,
Karşında esirim, bana düşman gibi bakma.
İnlet beni, öldür beni, ağyare bırakma.
 

Gel, gel, gel… Gel gitme kadın
Ruhumu hicranına yakma, hicranına yakma

Karşında esirim, bana düşman gibi bakma!..
İnlet beni, öldür beni, ağyare bırakma.
Oğuz Akay’ın yine Alfa Yayınları’ndan çıkan Beni İki Kadın Çok Sevdi kitabı Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın ayrılığı ile son bulmuştu. 1925 yılının Temmuz ayında bir akşam, Çankaya Köşkü’nde, Mustafa Kemal ve Latife Hanım’ın evliliğinin sonunu getiren, birçok kişinin de tanık olduğu büyük bir kavga yaşanmıştı. İşte bu eser, Çankaya Köşkü’nde ayrılığa yol açan geceden sonra yaşanan yılları anlatıyor.

Arka Kapaktan

“Üç kere ayrılmak isteyen, ikisinde kocasını terk eden bir hanım son seferinde mücevherlerini ve özel eşyalarını alıp gidiyorsa ve alyansını bırakıyorsa, o kocasına üç defa “boş ol” demiş sayılır. Hanımefendi, siz benden üç kere ayrılma talebinde bulundunuz zaten. Ben bu talebinizi yerine getiriyorum…”
Mustafa Kemal

“Hep anlatılan, Atatürk’ün Latife Hanım’ı kovduğudur. Ama Latife Hanım, gönderilen değil giden kadındır.”
Mehmet Barlas

“Mustafa Kemal, Latife Hanım ile birbirlerini sevmelerine rağmen bu evliliğe devam etmelerinin bazı özel sebeplerle mümkün olamadığını ve olamayacağını düşünüyordu. Birbirlerini hala sevmelerine rağmen ayrılarak daha mutlu olacaklarına inanıyordu.”
Vecihe İlmen

Yazar: Oğuz Akay
Yayıncı: Alfa Basım
Fiyat: 21.25 TL
Boyut : 140-230
Sayfa Sayısı : 595
Basım Tarihi : 2011-8
Kapak Türü : Karton
Dili : Türkçe

 

Diğer Eserleri:

Atatürk’ün Sofrası – Beni İki Kadın Çok Sevdi – Benim Sofram Bu – Bu Sofrada Ben Varım – Gazi Fikriye Hanım İle Neden Evlenmedi – Hedef Gelibolu – Mustafa Kemal’e Gönül Veren İki Kadın

Yazar: DişiKartaL \\ taglar: , , , , ,

Ağu 24

Gazeteci Sağlamer’in Etkileyici Kaleminden

35 yılı geride bırakan gazeteci Mustafa Sağlamer, çok farklı bir yönüyle okurların karşısına çıktı.Star TV Haber Merkezi’nde görevine devam eden Mustafa Sağlamer, haber koşturmasıyla uğraşmaktan arka kalan zamanlarda yazdığı kısa hikayeleri bir kitapta topladı.Fransız Kal Ayvalık adını taşıyan hikaye kitabında Mustafa Sağlamer, Tarsus Amerikan Koleji’nden ayrılmak zorunda kalan bir PVC’cinin aşkını anlatıyor.

Arka Kapak :

Nefis bir anlatım. Aslında sadece bilgi edinmek için ilk satırian okumaya başladığımda akşam saatleriydi. Başımı kaldırdığımda yarı geceyi bulmuştu. Böyle bir kalemin ucundan akan duygular alıp götürmüştü beni demek ki. Kitaplığımdaki “özel” rafta yerini alacak. -Bekir Coşkun- Edebiyat, ikinci kez okunacak; gazetecilik ise, bir defada anlaşılacak şekilde yazma sanatıdır. Bir defada anlayacak olmanıza rağmen, tekrar tekrar okuyacağınızdan eminim bu kitabı. Çünkü, gazetecidir yazarı… Edebiyatçı mertebesine ulaşmış ender gazetecilerden, birlikte çalışmaktan onur duyduğum usta… Mustafa Sağlamer’in maceraya davetidir bu. -Yılmaz Özdil- Bir göz atsana diye gönderdiğinde içimden geçmişti: Yine şaşırtacak, aaa, yok canım dedirtecek. Kitabın adı da, fena halde şaşırtacağının ipucunu veriyordu. Zaten huyudur, tersten çakmayı sever. Yanılmamışım. Şaşırmak ne kelime; resmen ters köşe oldum. -Mehmet Tezkan-

Yazar : Mustafa Sağlamer

Yayıncı : Cumhuriyet Kitapları

Fiyat : 12 TL

Barkod : 9786055525651

Boyut : 135-205

Sayfa Sayısı : 176

Basım Yeri : İstanbul

Basım Tarihi : 2011-6

Dili : Türkçe

Yazar: DişiKartaL \\ taglar: , , , ,

Ağu 23

Elif Şafak’tan Bir Ana – Oğul Hikayesi

Önemli bir bölümünü Londra’da yazdığı romanda Şafak, kitabını ‘en çok sevdiklerimizi incitiriz’ cümlesiyle özetliyor. ‘İskender’, adını kitabın başkaraterlerinden birinden alıyor. Roman, Türk-Kürt kökenli, Londra’ya göç etmiş bir aile üzerinden göçmenlerin durumunu anlatıyor. Bir ailenin trajik hikâyesi olarak da adlandırabileceğimiz roman özellikle anne-oğul ilişkisini sorguluyor.
Aşağıda, kitabın tanıtım bülteninden bir pasaj sunuyorum :

Kitaptan :

Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır… En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur. Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe… Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız. Budur çözülmesi gereken bilmece.
Şafak, yazdıkça kendini karakterlerinin yerine koyduğunu, kitapta 10 karakter bulunduğunu ama en çok İskender’i anlamakta zorlandığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“En zoru İskender olmaktı. O dönüşüm, yani kadın yazar için erkek karakterin yerine kendini koyabilmek, oradan dünyaya bakmak zor bir şey. Benim için kapak, bu değişimin simgesi. İskender’den erkek gibi davranması, ağlamaması, olduğu insan değil de olmadığı bir şeye soyunması isteniyor. Hatta buna mecbur ediliyor. Üzerimize giydirilen bir erkeklik ve kadınlık kalıbı var. Kalıpların giydirilmesi de aileden başlıyor. Bu noktada çocuklarımızı çok incitiyoruz sonra o çocuklar daha hırçın büyüyor. İskender daha serseri ve bıçkın birine dönüşüyor. İncine incine incitmeyi öğreniyor. İnciten insanın da nerede incindiğini göreceğiz ki, o zinciri kıralım.”

Yazar : Elif Şafak

Yayıncı : Doğan Kitap

Fiyat : 24 TL

Barkod : 9789786050902

Boyut : 145-205

Sayfa Sayısı : 448

Basım Yeri : İstanbul

Basım Tarihi : 2011-7

Dili : Türkçe

Yazar: DişiKartaL \\ taglar: , , , , ,

Ağu 23

Klonlama uzmanı Doktor Davis Mooreun on yedi yaşındaki kızı tecavüze uğrayıp acımasızca öldürülür. Olay hakkında soruşturma açılır; ancak bir sonuca varılamaz. Aylar sonra Moore kızının eşyalarını polisten geri alır ve bunların arasında kazayla unutulmuş, içinde katilin DNAsı bulunan küçük bir şişeye rastlar. İşte o an Mooreun beynine korkunç bir düşünce saplanır: Belki kızını değil ama onu öldüren adamı klonlama olanağına sahiptir. Peki kızının katilinin gözlerinin içine bakmaya ne kadar dayanabilecektir? Justin Finn, üç yaşına bastığında diğer çocuklardan farksızdır. Canlı, neşeli ve sevimli: Ondan zerre şüphe etmeyen anne ve babasının gözündeyse masum bir bebek. Ne var ki yüzü, bir gün mükemmel bir genetik kopya olarak soğukkanlı bir katilinkine tıpatıp benzeyecektir. KLON küçük bir çocuğun bir gizemi çözmesi için dünyaya getirilişinden yola çıkarak, kötülüğün kaynağını sorgulayan, klişelerden uzak, dahice yazılmış özgün bir roman. Kaldırdığınız her taşın altında bir zeka parıltısı göreceksiniz. Zekice kurgulanmış bir şaheser… Doğru ve yanlış, kader ve seçimlerimiz arasındaki farkı söyleyebilecek cesarete sahip eşine az rastlanır bir roman.Salon Yılın en iyi kitaplarından biri.CrimeSpree Magazine Hedefi on ikiden vuran bir kitap Guilfoile, şaşırtmacalı anlatımı ve benzersiz kurgusuyla okuyucuyu ters köşeye yatırıyor.New York Times

Yazar : Kevin Guilfoile

Yayıncı : Koridor Yayıncılık

Fiyat : 20 TL

Barkod : 9786054188819

Boyut : 135-215

Sayfa Sayısı : 518

Basım Yeri : İstanbul

Basım Tarihi : 2011-7

Dili : Türkçe

Yazar: DişiKartaL \\ taglar: , , , , , ,

Ağu 07

Senden Önemli Hiçbirşey Yoktur

Kitabın felsefesi hayatta hiç bir şeyi önemsememek, her şeye s*ktir et demek; aslında  farklı bir bakış açısıyla ,başına gelen, etrafta olan biten herşeyi tevekkülle kabullenmek gibi özetlenebilir. Bu tarz kişisel gelişim kitaplarına merakınız varsa mutlaka almanız gereken kitaplardan biri. S*ktir Et; şarkı okumak, meditasyon yapmak, sandalet giymek ya da tütün yemek gibi eylemler gerektirmeyen daha sıradan ve kolayca boşverebilme  yoldur. Modern zamanın küfürlü söylenişiyle, S*ktir Et, Batılıları şöyle bir sarsıp kendilerine getirecek, anlam dolu hayatlarımıza egemen olan stresi ve gerginliği ortadan kaldıracaktır yeni nesil bi kelime haline gelmiş durumda.
John C. Parkin’e göre  bu komik ve ilham verici kitabınında adı ” s*ktir et” demek ; Doğunun boş verme, vazgeçme ve bir şeylerin o kadar da önemli olmadığını fark ederek gerçek özgürlüğü bulma gibi ruhani fikirlerinin kusursuz bir Batı ifadesidir.

Kitaptan

Kendini nasılsan öyle kabul etmenin etkileyici yan etkisi vardır: başka insanları da olduğu gibi kabul etmeye başlarsınız. Belki hemen gerçekleşmez ama zaman ilerledikçe etkisini gösterecektir. Çok basit bir nedenden ötürü gerçekleşir: ne zaman başkalarını yargılarsan, bu yargılama kendini tamamen kabul etmeyişten gelir.
Hadi, daha az kontrol etmeyi bir  deneyin. Çocuğunuza bir şey yapmamasını söylemek ya da onu durdurmak üzereyseniz, sadece kendinizi tutun ve bu sefer işe karışmadan beklemenin ve karışmadığınızda ne olacağını görmenin işe yarayıp yaramayacağını bir sınayın.

Kitabın Yazarı : John C. Parkin

Kitabın Çevirmeni :Figen Kılavuz

Kitabın Yayınevi : Arunas Yayıncılık

Basım Tarihi : Şubat 2011

Boyut : 14 x 21 cm

Sayfa Sayısı : 200

Dili : Türkçe

Fiyatı : 9 TL

Yazar: DişiKartaL \\ taglar: , , , , ,