Pazar günü Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda yaşanan kavgalı oturumun ardından TBMM’deki gerginliğin sürdüğü görülüyor. Bugün gerçekleşen Genel Kurul görüşmelerine AK Parti ve CHP’li üyelerin tartışmaları nedeniyle ara verildi
13 Mart 2012 Salı, 20:47:56
TBMM Genel Kurulu’nun öğleden sonra yapılan görüşmelerine gerginlik damga vurdu. CHP’li Engin Altay ile AK parti’li Mehmet metiner arasındaki gerginlik sırasında bazı vekillerin grup sıralarına doğru yürüdüğü görüldü. Yaşanan gerginlik üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu birleşime ara verdi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için eğitimle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine yönelik grup önerisini bugün TBMM Genel Kurul gündemine getirdi. CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, 11 Mart 2012 tarihinin, parlamenter demokratik yaşam açısından ”kara bir tarih” olduğunu savundu. Altay, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin, Başbakan’ın talimatıyla pazar günü bitirilemediğini, teklifin 6. maddesinden sonra oylanan bütün maddelerinin, yok hükmünde olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugünkü konuşmasında ”anladığınız dil” dediğini ifade eden Altay, ”Anayasa ve TBMM İçtüzüğü bizim anladığımız, kullandığımız tek dildir” dedi. Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’ten, kamuoyunun karşısına çıkıp, yaşanan olaylardan dolayı üzüntü duyduğunu dile getirmesini beklediğini belirterek, AK Parti’nin de muhalefetten ve milletten özür dilemesi gerektiğini söyledi.
“ASABIMI BOZMA TERBİYESİZLİK YAPMA…”
Altay’ın, ”İnternette arama ver, Erdoğan, tevhidi tedrisat, Harf Devrimi yaz ne çıkıyor” sözlerine AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, ”Ne yazıyor, söylesene” diye tepki gösterdi. Altay da ”Asabımı bozma, terbiyesizlik yapma” karşılığını verdi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ve Metiner, Altay’dan bu sözünü geri almasını istedi. Ancak Altay’ın sözünü geri almaması ve kürsüden ayrılırken, ”İki mislini iade ediyorum” demesi üzerine tartışma büyüdü. CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün iktidar sıralarına yürümek istemesine, araya giren milletvekilleri engelledi.
Tartışmanın uzaması üzerine Mumcu, birleşime ara verdi.
“İÇTÜZÜĞÜN NERESİNDE KÜRSÜ İŞGALİ VAR?”
Aranın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Altay’ın bir milletvekiline yönelik ağza alınmayacak sözlerini, kendisine iade ettiğini belirtti. Aydın, ”(Anladığımız dil İçtüzük) diyorsunuz, açıp bakın, İçtüzüğün neresinde kürsü işgali var, komisyon başkanlık divanına bir takım cisimler fırlatılır diyor? Eğer siz anamuhalefet olarak ‘Meclisi çalıştırmayız’ diyorsanız, biz sonuna kadar çalıştıracağız. Teklif, önümüzdeki günlerde de inşallah Genel Kurula gelecek, yasalaştıracağız” diye konuştu.
Bunun üzerine Altay da ”İçtüzüğün neresinde üyelerin önergelerinin bile işleme alınmadan, söz hakkı tanınmadan, karambole getirip oylama var. Futbolda bile oyuncu düşünce, hakem oyunu durdurmazsa seyirciler hakemi ıslıklıyor. İçtüzüğün neresinde milletvekili yerde yatarken, teklifin oylaması var” diye karşılık verdi.
Metiner’in kürsüye doğru gelerek söz talebinde bulunması üzerine Mumcu, Metiner’i, parmağını sallayarak konuşmaması için uyardı. Sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada Metiner, ”Terbiyesize bile terbiyesiz demeyecek kadar terbiyeli insanlarız. Kem söz sahibine aittir. Yavuz hırsız misali her türlü hakareti yapacaksınız, cevap verdiğimizde yeri göğü ayağa kaldıracaksınız” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Metiner’e, ”Ya yazdığınız kitaplardaki gibi olun ya da o kitapları yazmayın” diye seslendi. AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ise ”Altay, Metiner’e ‘terbiyesiz’ dedi, cevap vermek en doğal hakkı değil mi?” diye sordu.
“AKLIMA GELECEK EN SON KİŞİ AKİF HAMZAÇEBİ’DİR”
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, Komisyon Başkanı’nın son derece demokrat bir tavır sergilediğini, bir milletvekilinin 12 saat metinden okumasına sabrettiğini, bunu demokratik hak olarak gördüğünü belirtti. Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Keşke bunlar, komisyonun başladığı günden pazar gününe kadar yaşanmasaydı. Keşke ‘bu teklifin görüşmelerini yaptırmayacağız’ denmeseydi, keşke kürsü işgalleri yaşanmasaydı, Altay, ‘burada kan çıkacak’ demeseydi. 50′nin üzerinde CHP’nin komisyon üyesi olmayan milletvekili söz talep edip, adeta komisyonu bloke etmeseydi. Keşke, CHP Genel Başkanı, tüm milletvekillerine işinizi gücünüzü bırakın, komisyona gidin görüşmeleri engelleyin mesajı hiç çekmeseydi.
Bana sorsalardı, ‘Komisyon Başkanı’na fiili şiddeti, CHP milletvekillerinden hangisi uyguladı’ diye aklıma en son Akif Hamzaçebi gelirdi. Gözlerimin önünde önce suyu aldı, o yetmedi, İçtüzüğümü attı, -İçtüzük kayıp, sizden bir tüzük alacaklıyım- yarım kilo tutarında bandın kabını komisyon başkanına fırlattı.”
Konuşmaların ardından CHP’nin grup önerisi kabul edilmedi.
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, chp, Engin Altay, Güldal Mumcu, MEHMET METİNER, TBMM Genel Kurulu
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, partisinin genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı
01 Mart 2012 Perşembe, 16:23:23
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, bugün İstanbul’da yaşanan bombalı saldırıda yaralanan polislere ve vatandaşa geçmiş olsun dileğinde bulunarak, olayda can kaybı ve ağır yaralının olmamasının en büyük tesellileri olduğunu söyledi. Hüseyin Çelik, ”Terörle, şiddetle masum insanlara zarar vererek sonuç almayı düşünen bu zihniyeti AK Parti olarak lanetlediğimizi, kınadığımızı ifade etmek isterim” diye konuştu.
Fransa Anayasa Konseyi’nin de Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasayı reddettiğini anımsatan Çelik, bu gelişmenin de sevindirici ve önemli olduğunu ifade etti. Bu gelişmenin Türkiye dış politikası açısından büyük bir başarı olduğunu da belirten Çelik, ”Fransa’da bir kez daha aklıselimin, sağduyunun, ilmin var olduğu ortaya kondu. Fransa’nın ‘Sarkozistan’ olmadığı tescil edilmiş oldu” dedi.
“TEK PARTİLİ DİKTATÖRYA DÖNEMİNİ…”
CHP’nin olağanüstü kurultaylar gerçekleştiğini de hatırlatan Çelik, şöyle konuştu: ”CHP, olağanüstü kurultaylarla anılan bir partidir. Bir kurultay yetmedi, iki kurultay yaptı yani çifte kurultay yaptı. Bunun hayırlı olmasını diliyorum, Türk demokrasisi ve çok partili hayatı açısından bunun önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Çünkü partiler, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Anamuhalefet partisi her ülkede değerlidir. Çifte dikiş olmadan da CHP nedense bu işleri yapamıyor.
Sayın Önder Sav ve onunla birlikte hareket eden muhaliflerin ‘CHP’de ideolojik sapma ve kayma’ tezini ortaya atınca, Sayın Kılıçdaroğlu, bir sapma olmadığını, özellikle ideolojik kayma olmadığını göstermek için CHP’nin özgeçmişine sahip çıkma, tek partili dikdatörya dönemindeki bütün icraatlarını savunma gibi bir refleks sergiledi. Sayın Kılıçdaroğlu bunun defalarca ifade etti, hem kurultay hem de salı günü grup toplantısında bunları söyledi. ‘CHP, demokrasinin ehliyet sahibi biziz’, ‘şanla şerefle dolu tarihimiz var’ diyor. Bir benzetme yapıyor, bir şahıs özgeçmişe sahip olur, bunu götürüp işverene verir. O da özgeçmişe bakar, mülakata çağırır, mülakat sonrası işe alır ya da almaz’ diyor. Ben Kılıçdaroğlu’nun bu metaforu üzerinden CHP’nin özgeçmişini irdelemek istiyorum. CHP’nin bir özgeçmişi vardır, CHP bu özgeçmişini işveren konumunda olan halka 62 senedir sunuyor ve arz ediyor. Halk 62 senedir CHP’yi mülakata alıyor, her seferinde ‘sen işe alınacak yetenekte ve nitelikte değilsin’ diye CHP’yi reddediyor.”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarında bir taraftan ”yeni CHP” söylemini kullanmasının, bir taraftan da CHP’nin bütün günahlarını savunmasının büyük bir çelişki olduğunu anlatan Çelik, şunları kaydetti: ”Bir devlet, bir siyasi parti kendi özgeçmişiyle elbette hesaplaşır, ‘biz şurada, şurada yanlış yaptık’ diyebilir. Sayın Kılıçdaroğlu kendisi de söyledi. Sabahattin Ali’yi öldürten kimdir. Nazım Hikmet’i hapishanelerde süründüren de CHP’ydi. Bir taraftan bunu söyleyeceksiniz, bir taraftan da ‘şanla şerefle dolu maziye sahibiz’ diyeceksiniz; bir taraftan da ‘yeni CHP’ diyeceksiniz, yeni olan ne? Şahısların değişmesiyle partiler yenileşmez. Fikirlerin değişmesiyle, prensiplerin değişmesiyle, üslubun, tarzın, tavrın değişmesiyle siyasi partiler değişir. Siyasi partiler zaten değişmezlerse çürürler. Değişmeyenler ölüler ve delilerdir. Hayatın dinamizminin dışında kalırsınız, hayatın dinamizmi sizi dışlar. CHP’nin de değişmesi gerekiyor ama sıkı sıkıya CHP’nin geçmişine sarılması bizim de CHP’nin geçmişini sorgulama hakkını önümüze getiriyor.”
“SAĞLIĞINDA ELEŞTİRİNLER ERBAKAN HOCA’YA ÖVGÜLER DÜZÜYOR”
Muhalefet liderlerinin ve muhalefet partilerinin AK Parti’ye yönelik eleştirilerine cevap veren Hüseyin Çelik, şunları söyledi: ”Salı günü grup toplantıları 28 Şubat’ın yıldönümüne denk geldi. Bütün muhalif siyasi partiler, CHP, MHP ve BDP bir ağızdan merhum Başbakan Erbakan hocaya övgüler düzdüler. Sağlığında Erbakan Hoca’ya hayatı zindan eden, sağlığında her yaptığıyla ve söyledikleriyle alay etmek gibi bir basitlik içine düşen bu zihniyet, ölümünden sonra, yani kendileri için bir rakip olmaktan çıktıktan sonra övgüler düzüyorlar. Menderes’i idam ettireceksiniz sonra oğlunu ziyaret edip, Menderes ailesine yönelik güzel şeyler söyleyeceksiniz. Buna timsah gözyaşı denir. Erbakan hoca mezarından kalksa bu muhalefete ne der biliyor musunuz? Erbakan Hoca o malum üslubuyla bunlara her halde şunu der: ‘Sizi gidi ölü seviciler, sizi gidi ölü seviciler.”
ŞİZOFRENİK HAYALLER
Bugün Türkiye’de genel irade diye bir iradenin olduğunu ve bunun AK Parti’de tecelli ettiğini ifade eden Çelik, geçmişte DP’de ANAP’ta tecelli eden irade bugün AK Parti’de tecelli etmektedir” diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu da eleştirdi. Çelik, şunları söyledi: ”28 Şubat AK Parti’yi iktidara getirmek için yapılmış hatta AK Parti bunun ürünüymüş hatta sayın Kılıçdaroğlu o kadar ileri gitti ki Sayın Başbakanın hapse girmesi de bunun için tasarlanmış… buna şizofrenik hayaller denir. Şunu diyebilirsiniz. Her darbeden sonra halk toplum mühendislerine, darbecilere ki burada darbeyi yapan zihniyet CHP’nin fikri kardeşidir, tepkisini darbecilere, kendisini reşit kabul etmeyenlere karşı gereken dersi veriyor. 2002′de AK Parti’nin iktidara gelmesinde, 28 Şubatçılara karşı, elbette bu toplum mühendislerine halkın ders verme arzusu vardır. Ama sanki birileri biz iktidara gelelim diye söyleminde bulunmak eğer safdillik değilse artniyettir.”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, geçtiğimiz günlerde Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt’la Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Dolmabahçe’de biraraya gelip anlaştıkları ve ondan sonra Genelkurmay’ın 27 Nisan bildirisini yayınladığını; bunun karşılığında da AK Parti oylarının yüzde 47′ye çıktığına ilişkin iddiada bulunduğunu anımsatan AK Parti Sözcüsü Çelik, ”Sayın Kılıçdaroğlu, böyle söyleyince orada bulunan gazeteci, ‘ama 27 Nisan bildirisi, Dolmabahçe’deki görüşmeden önce verilmişti’ diye hatırlatması üzerine ‘Ama olsun ben yine de öyle inanıyorum’ karşılığını verdi. Bunun yenir yutulur tarafı yok” diye konuştu.
Yazar: revolution
\\ taglar: 28 Şubat, ak parti, chp, Hüseyin Çelik, Kemal Kılıçdaroğlu, postmodern darbe
Adıyaman’da bazı Alevi vatandaşların evlerinin işaretlendiği iddiaları üzerine polis inceleme başlattı
29 Şubat 2012 Çarşamba, 17:11:02
Adıyaman Karapınar Mahallesi’nde bazı Alevi vatandaşların yaşadığı evlerin kapılarının işaretlendiği iddiaları üzerine polis inceleme başlattı.
Adıyaman’da bazı Alevi vatandaşlar sabah kalktıklarında evlerinin kapısında ve duvarlarında kırmızı renkli işaretler gördü. Tedirgin olan mahalle sakinleri durumu polise bildirdi. Polis ekipleri olay yerinde geniş çaplı inceleme başlattıktan sonra olayın gerçekleştiği geceye ait çeşitli iş yerlerinin güvenlik kameralarını gözden geçirdi.
Bazı Alevi dernekleri de olayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. Mahalle sakinleri, kapılarının işaretlenmesini Maraş olaylarına benzeterek, faillerin bir an önce bulunmasını istedi.
VALİ SODAN: “20, 25 KADAR EVDE VAR”
Konuyu yakından takip ettiklerini belirten Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, Adıyaman’ın huzur ortamını kimseye bozdurmayacaklarını söyledi. Sodan şu açıklamayı yaptı: “Bazı evlerin bahçe kapılarına, bahçe duvarlarına bir takım harfler, rakama, çizgiye benzeyen, keçe kalemle yazılar yazıldığı görülmüş. Emniyetimiz bunları tespit etmiş, önce biz bunun bir çocuk tarafından yapılmış olabileceğini veya provokasyon amaçla da yapılmış olabileceğini düşündük. Sıkı bir şekilde takip ediyoruz. Şekiller hiçbir şeye benzememekte, bir rakama, harfe, bir çizgiye benziyor gibi, rastgele çizilmiş şekiller.
Galeri için tıklayınız…
Bahçe kapılarında, bahçe duvarında veya evin kapısında son tespitlere göre 20-25 kadar evimizin bahçe duvarında bu tür çizikler görülmüştür. İlimizde herhangi bir huzursuzluk yoktur. İlimizde Türkiyemizde olduğu gibi bütün renkleri mevcut olmakla birlikte ne etnik ne mezhepsel herhangi bir huzursuzluk yoktur. Diyalog, irtibat gayet iyidir. Birlik beraberliği çok iyi bir şekilde devam etmektedir.”
CHP’Lİ VEKİL HÜSEYİN AYGÜN GÜNDEME GETİRMİŞTİ
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Adıyaman’daki işaretleri bugün Facebook hesabından gündeme getirmişti. Aygün sabah saatlerinde Facebook hesabında, “Adıyaman’da Alevi mahallesinde 200 civarında evin kapısının işaretlendiği yönünde haberler alıyoruz, hükümetin görevi “dindar nesil” yetiştirmek, yurttaşlar arasına kin ve nefret tohumları eken projeler üretmek değil. Çoğulcu ve demokratik bir toplumsal düzen tesis etmektir. Meydana gelmesi olası saldırıların sorumlusu ‘Suriye’de Alevi askerler cinayet işliyor’ şeklinde konuşan hükümet olacaktır..” demişti.
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Adıyaman Şube başkanı Mahmut Yapıcı ise, kentte Alevi evlerinin işaretlendiği haberlerini doğruladı. Yapıcı, “Emniyet amiri ile birlikte toplamda 45 evin üzerinde işaret tespit ettik. Bu evlerde yaşayan herkes Alevi kökenli. Valilik ve Emniyet olayı soruşturuyor. Biz ise takipteyiz. 45 aileden imza topladık, yarın savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Evlerin üzerlerindeki işaretlerin hepsi birbirinden farklı” dedi.
Yazar: revolution
\\ taglar: Adıyaman, Alevi, chp, hüseyin aygün, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Kurultay sonrası toplanan CHP MYK’da 4+4+4 teklifi ele alındı
29 Şubat 2012 Çarşamba, 18:56:53
CHP Sözcüsü Birgül Ayman Güler, eğitim sistemi 4+4+4 teklifinin geri çekilmesi gerektiğini savundu. Güler, Hükümet’in, bu konuyu olması gerektiği gibi doğru süreçleri işleterek ‘yasa tasarısı’ olarak gündeme getirmesi gerektiğini söyledi.
Yaklaşık 5 saat süren MYK sonrasında yazılı bir açıklama yapan Güler, 26-27 Şubat günleri yapılan tüzük değişikliği kurultaylarının genel değerlendirmesinin yapıldığını ifade etti. Siyasi gelişmeler ve örgütsel işlerin değerlendirildiğini anlatan Güler, “Partimiz, kongreler süreci içindedir. Bu aşamada, ilçe kongrelerimizin, sandık çevresinde her zamankinden daha yüksek bir istek ve açıklıkla gerçekleşmesi için yapılacak çalışmalar görüşüldü. Ayrıca, MYK, 1-30 Haziran 2012 günleri arasında 11. Kadın Kurultayı için ilçe ve il kongrelerinin başlatılarak tamamlanmasını kararlaştırdı. Kurultay tarihi, bu çalışmalar tamamlanırken açıklanacak ve CHP Kadın Kolları, çalışmalarını bu takvime uygun olarak yürütecektir.” dedi.
MYK’nın, Fransız Anayasa Mahkemesi’nin sözde Ermeni soykırım inkarını cezalandırmayı öngören yasayı iptal etmesini memnuniyetle karşılandığını dile getiren Güler, şöyle devam etti: “Fransız Anayasa Mahkemesi, bu kararla, hukuk devletinin ne anlama geldiğini çarpıcı bir biçimde göstermiş ve kanıtlamıştır. Bu gelişme, AKP iktidarı açısından, hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri olan ‘anayasal yargı’nın anlam ve önemini anlama fırsatıdır. Bu durum, aynı zamanda, AKP iktidarına, ülkemize ve tarihimize dönük haksız saldırılara karşı etkili bir tavır alabilmek için gerçek ve doğru çalışmalar yapması gerektiğini gösteren bir gelişmedir.”
“ZORUNLU EĞİTİM 12 YIL OLMALI AMA GÖSTERMELİK DEĞİL”
MYK toplantısında, ağırlıklı olarak 4+4+4 olarak anılan ilköğretim sistemini değiştirme girişimi üzerinde durulduğunu ifade eden Güler, “CHP, zorunlu, kesintisiz 8 yıllık ilköğretim sisteminin pedagojik ilkelere, ülkemizin gerçeklerine ve çağdaş uygarlığın gereklerini karşılama zorunluluğuna en uygun sistem olduğu görüşündedir. Türkiye, zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarmalı ama bunu göstermelik biçimde değil, gerçekten yapmalıdır. Mesleki eğitim, tüm gelişmiş ülkelerde ve çağdaş pedagoji biliminde benimsendiği gibi, 14 yaşından itibaren başlamalıdır. Çocuklar, yetenekleri ve isteklerini keşfetmeli, geleceklerini yönlendirecek olan meslek seçimlerini yeterli bilgi ve açık bir bilinçlilikle yapmalıdır. Çağdaş dünya, mesleki eğitime girişin yaşını yükseltmiş, eğitimin süresini kısaltmıştır; bu tercih, 21. Yüzyılda bilim ve teknolojinin ulaştığı aşamanın adeta zorladığı bir tercihtir. Türkiye, dünyanın onurlu ve güçlü bir üyesi olacaksa, bu açık gerçeklere göre hareket etmemiz gerekir. Şimdi gündeme getirilen değişiklik, Hükümet tarafından hazırlanmış bir yasa tasarısı değil, AKP milletvekillerince verilmiş bir ‘kanun teklifi’dir. Bu teklif, yapılması gerektiği gibi, ilgili bakanlıklara sorulmamış, beş AKP milletvekilinin önerisi olarak, adeta bir dayatma şeklinde TBMM gündeminin üst sıralarına kondurulmuştur. Ülkede çocuklarımızı, yani geleceğimizi ilgilendiren bu konu ailelere, annelere, öğretmenlere, bu işin uzmanlarına ve ilgili bakanlıklara sorulmamış, açıklanmamış, tartışmaya açılmamıştır. CHP MYK, bu teklifin derhal geri çekilmesini; eğer Hükümet istiyorsa, Hükümet’in bu konuyu olması gerektiği gibi doğru süreçleri işleterek ‘yasa tasarısı’ olarak gündeme getirmesini önerdi ve annelere çocuklarınıza, çocuklarınızın geleceğine sahip çıkın çağrısı yaptı.” diye konuştu.
Yazar: revolution
\\ taglar: 4+4+4, birgül ayman güler, chp
“Kurultaylardan yapay bir sevinç çıkarmaya çalışanlar…”
28 Şubat 2012 Salı, 13:35:34
Eski CHP Genel Başkanı, Antalya Milletvekili Deniz Baykal, artık herkesin kurultayı kafasından çıkarması gerektiğini ifade ederek, ”Partimizin, önümüzdeki dönemde başarılı olması için herkesin artık geçmişi bırakıp, geleceğe yönelmesi gerekir” dedi.
Baykal, CHP’nin 16 ve 17. olağanüstü kurultaylarına ilişkin TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Her iki kurultayın da hayırlı olmasını temenni eden Baykal, yönetimdeki arkadaşlarına başarılar diledi.
Şimdi artık kurultayların arkada kaldığını ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Önümüzde yeni bir dönem var. Herkesin kurultayı artık kafasından çıkarması gerektiğine inanıyorum. Kurultayda yaşanan gerginlikleri, buna üzülen arkadaşlarımız unutsunlar. Kurultaydan yapay sevinç çıkarmaya çalışanlar, bunu fazla mıncıklamasınlar.
Önümüzde ciddi görevler var, bu görevlere hazırlanmalıyız. Herkesin, hepimizin görevi CHP’yi önümüzdeki dönemde daha başarılı noktaya taşımaktır. Bu konuda üzerimize düşen her görevi, sorumluluğu yerine getirmektir. Bu doğrultuda bir anlayışın, tüm partimizine egemen olacağını umut ediyorum. Ben elimden geldiğince bu anlayışın oturması için üzerime düşeni yapmaya çalışacağım. Bu kurultayları öyle düzenleyen, bu sonuçtan mutlu olan arkadaşlara, bunun hayırlı olmasını ifade ediyorum. Partimizin, önümüzdeki dönemde başarılı olması için herkesin artık geçmişi bırakıp, geleceğe yönelmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Yazar: revolution
\\ taglar: chp, CHP tüzük kurultayı, Deniz Baykal
Kılıçdaroğlu: Yüreğin yetiyorsa tamamını oku
28 Şubat 2012 Salı, 14:17:26
İlgili Video Necip Fazıl Kısakürek / Gençliğe Hitabe
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik… ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ‘ şuurunda bir… Video gitmek için tıklayınızHABERTURK.COM
Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Necip Fazıl Kısakürek’ten alıntı yaparak okuduğu satırlara tepki gösterdi. Erdoğan’ın, grup toplantısında sarfettiği, “O sözler bana değil Necip Fazıl’a ait. Bunu bilmiyorlar mı?” sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Dünya alem biliyor o şiirin Necip Fazıl Kısakürek’e ait olduğunu. Ama sen adam gibi adamsan, yüreğin yetiyorsa, senin adın Recep Tayyip Erdoğan’sa o şiirin devamını da okursun. Okuyamaz. Yüreği yetmez” şeklinde konuştu.
NECİP FAZIL’DAN ALINTI
AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları’nın 3. Olağan Kongresi’ne telekonferans yöntemiyle katılan Başbakan Erdoğan, konuşmasında Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Gençliğe Hitabe’sinden alıntı yapmış, “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik…” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan’ın okuduğu alıntıda geçen ‘kininin’ sözcüğü tepkiyle karşılanmış, bazı köşe yazarları ve muhalefet cephesi, bu ifadeyi eleştirmişti. Eleştirilere AK Parti Grup Toplantısı’nda yanıt veren Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’e ait ifadelerin günlerdir konuşulduğunu, ”fırtınalar kopartılmak” istendiğini belirterek, “Bu sözlerin sahibinin kim olduğunu bilmeyen cahiller hemen yorum yapmaya başladı. Çünkü o da zindanlarda çok çekti, oralardan haykırıyor. Bazı Cumhuriyet Halk Partililer nasıl olduysa Yunus Emre’yi hatırlamış, bize Yunus ile cevap veriyor. Biz, kime karşı Yunus’un, kime karşı da Köroğlu’nun, Dadaloğlu’nun diliyle konuşacağımızı çok iyi biliriz. Mazlumun, mağdurun, masumun, yolda kalmışın, ihtiyaç sahibinin, insanın karşısında bizim dilimiz Yunus’un dilidir, Mevlana’nın dilidir, ama zalime karşı, diktatörlere karşı, dikta heveslilerine, millet iradesinin düşmanlarına, onların taşeronlarına karşı da dilimiz Köroğlu’nun dilidir, Dadaloğlu’nun, Necip Fazıl Üstad’ın dilidir” ifadelerini kullandı.
“YÜREĞİN YETİYORSA DEVAMINI OKU”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’ın sözlerine partisinin grup toplantısında yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “Başbakan, okuduğu sözlerin ve orada geçen ‘kinini’ sözcüğünün Necip Fazıl Kısakürek’e ait olduğunu, bunu bilmediğimizi söylüyor. Dünya alem biliyor o şiirin Necip Fazıl Kısakürek’e ait olduğunu” diyerek, bir çağrıda bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’dan, şiirin devamını da okumasını isteyerek, “Sen adam gibi adamsan, yüreğin yetiyorsa, senin adın Recep Tayyip Erdoğan’sa o şiirin devamını da okursun. Okuyamaz. Yüreği yetmez” şeklinde konuştu.
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, chp, Kemal Kılıçdaroğlu, Necip Fazıl Kısakürek, tayyip erdoğan
|
Son Yorumlar