Nis 27

Şampiyonlar Ligi’nden haksız yere men edildiği için 45 milyon Euro’luk tazminat davası açan ve “Bu dava bizim namusumuz” diyen F.Bahçe’nin UEFA ile pazarlık yaptığı ve 1 yıl daha Avrupa kupalarına katılmayacağı ortaya atıldı

Fenerbahçe yönetiminin her fırsatta “Onur-Namus meselemiz” dediği CAS Davası’nı geri çekmesi gündeme bomba gibi düştü. Bizzat Başkan Aziz Yıldırım’ın 3 gün önce Yeni Şafak gazetesinde çıkan röportajında “Namus meselemiz” olarak adlandırdığı CAS Davası’nın geri çekilmesi camiada infiale yol açarken, yönetimin UEFA ile pazarlığı da sonlandıramadığı konuşuluyor.
“EN AZ 3 YIL CEZA ALIRDI” Fenerbahçe yönetimi, konuyla ilgili resmi açıklamalar dışında sessizliğini korurken ismini açıklamak istemeyen bir UEFA yetkilisi “Fenerbahçe en ideal kararı vermedi belki ama en doğru kararı verdi. Bu dava geri çekilmese ve kaybedilseydi F.Bahçe en az 3 yıl ceza alırdı. Şimdi bu kadar ceza almayabilir” yorumunu yaptı. Öte yandan Fenerbahçe yönetimine yakın kaynaklar; kulübün Ocak ayında UEFA ile Nyon’da yaptığı ve reddettiği pazarlık şartlarına geri döndüğünü öne sürüyor.
‘1 YIL DA BİZ GELMEYELİM’ Aralarında Ali Koç-Nihat Özdemir-Cihan Kamer’in de bulunduğu bir grup F.Bahçe yöneticisi Ocak ayında Nyon’da UEFA yetkilileri ile buluşmuş ve CAS davasının çekilmesi karşılığında UEFA’nın tavrının ne olacağını sormuştu. UEFA’nın yanıtı ise “Hem davayı çekin hem de gelecek sezon da UEFA organizasyonlarına katılmayacağınıza dair bir başvuru yapın. Biz de disiplin soruşturması açmayalım” şeklinde olmuştu.
Şimdi bu pazarlığın yeniden gündeme getirildiği ve o günlerde bu şartı reddeden F.Bahçe yönetiminin “1 yıl da biz gelmeyelim” teklifini yeniden gündeme aldıkları iddia ediliyor. HABERTÜRK’e konuşan UEFA yetkilisi “Fenerbahçe’nin böyle bir teklifi var mı?” sorumuza “Yorum yok” yanıtını verdi. Aynı yetkili böyle bir teklif gelmesi halinde UEFA tarafından kabul edilme ve dosyanın kapanma ihtimalini ise kişisel fikri olarak ‘yüksek’ bulduğunu ifade etti.
İKİNCİ SENARYO: CEZA VAR AMA ERTELENECEK Fenerbahçe cephesinde ise daha olumlu görünen bir başka senaryo daha konuşuluyor. Bu senaryoya göre ise UEFA 1 ya da 2 yıl cezaya hükmedecek ancak cezayı askıya alacak. Platini’nin FIFA Başkanlığı için Türkiye ve etkisindeki yaklaşık 10 ülkenin oyunu alabilmek adına ceza askıya alma planını uygulayabileceği de ifade ediliyor.
CAMİADA TEPKİ BÜYÜK Birkaç gün içinde açıklanması beklenen Etik Kurulu raporu ve olası TFF kararı ile içeride hiç ceza almaması beklenen Fenerbahçe’nin; yönetimi eliyle CAS Davası’nı çekmesi camia ve taraftarda büyük infiale yol açtı. Bu davranışın yönetimin suçu kabul etme adımı olarak yorumlayan Fenerbahçe dernekleri ve gruplarının bir kısmının 19 Mayıs’taki seçimlerde mevcut yönetimde yer alan isimlere tepki göstereceği öğrenildi.
AYDINLAR DAVA AÇABİLİR Fenerbahçeli kongre üyelerinin bir kısmı ise yönetime dava açma planları yapıyor. Fenerbahçe yönetiminin CAS Davası ile birlikte 45 milyon Euro’dan da vazgeçtiğini düşünen bazı kongre üyelerinin yedekler de dahil tüm yönetim kurulu üyelerine “Şahsi sorumluluk” davası açmayı planladıkları konuşuluyor. Önceki Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar 32. Gün programında “Eğer benim zararım varsa 45 milyon Euro’yu cebimden veririm. Ama F.Bahçe yönetiminin zararı varsa ben de kongre üyesi olarak onlara dava açarım” dediğini de hatırlatan Fenerbahçeliler bu yönetim tarafından çok yıpratılan Aydınlar’ın da mahkemeye başvurabileceğini ifade ediyorlar.
YILDIRIM 4 MAYIS’TA ÖZGÜR AMA ADAY OLMAYABİLİR Fenerbahçe’de olağanüstü gelişmeler yaşanırken CAS Davası’nın çekilmesi ile şoke olan camia içinde olumlu haberler de yayılmaya başladı. Başkan Aziz Yıldırım’ın Etik Kurulu raporu ile de aklanacağı ve hiç sportif ceza almayacağı iddia edilirken 4 Mayıs’ta da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılacağı haberleri kulaktan kulağa yayılıyor. Başkanın sportif olarak aklanması ve tutukluluk halinin kalkması halinde aday olma ihtimalini “Yüzde 1 milyon” vurgusuyla değerlendirenler olsa da kulislerde farklı iki isim öne çıkıyor.
BAŞKANLIK İÇİN FAVORİ ŞAHENK PLASE ÖZDEMİR 4 Mayıs’taki duruşmada tutukluluk halinin kalkacağı ve sportif açıdan da aklanacağı iddia edilen Aziz Yıldırım’ın 19 Mayıs’taki kongrede yeniden aday olmayacağı da çok ciddi konuşulan bir diğer iddia. Bu iddiayı dillendiren ‘siyasete yakın’ isimlere göre Yıldırım sportif açıdan aklanacağı halde ‘politik ve sosyolojik nedenler ile’ aday olmayacak. F.Bahçe’nin yeni başkanı ise yüksek ihtimalle Ferit Şahenk olacak. İşadamı Şahenk’in görevi şu aşamada üstlenmek istememesi durumunda Nihat Özdemir’in başkanlık koltuğuna oturmasına kesin gözüyle bakılıyor.
MAYIS SIKINTISI! Özetle hem içeride TFF Kararı; hem dışarıda UEFA pazarlığı hem kongre hem de futbol takımının şampiyonluk mücadelesi ile Mayıs ayı Fenerbahçe için tüm düğümlerin çözüleceği bir ay olacak.
“BEŞİKTAŞ VE TRABZONSPOR ÇOK RAHAT OLMAMALI” F.Bahçe’ye istediğini yaptıran ve CAS Davası’nı çektiren UEFA’nın iddianame ve raporlarda ismi geçen diğer takımlarla ilgili de “Kesinlikle ve tamamen affedici olma” rolünü üstlenmesinin de zor olduğu ifade edildi. HABERTÜRK’e konuşan UEFA yetkilisi “Beşiktaş, Trabzonspor ya da diğer söz konusu takımlar da ceza alanı içinde ve o kulüplerin de ‘çok rahat’ olmaları için bir gerekçe göremiyorum” demekle yetindi.
TARAFTAR ÖFKELİ
* Sebeplerini bekliyorum. Resmi sitede olan açıklama bu kadar kısa olmamalı. * Allah kahretsin sabah sabah moralim sıfır. * Demek yıkıldık sonunda. * Ne yani federasyonla işbirliği içerisine mi girdik? Pazarlık konusu mu oldu bu dava? * Demek ki istediğimizi almışız işte güzeel.. * Yazık gerçekten yazık. Dik duran bir yönetimimiz var dedik ama onu da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. * Vazgeçersen yenilirsin yazık. * Bu durumun mantıklı açıklaması olmadıkça hakkım hiç birinize helal olmaz. * Biz o kadar direnelim siz neler yaptınız. * Davadan dönenin Allah cezasını versin. * Utandım hakikaten. Onur davamız ne gibi pazarlıklara kurban oldu‚ neydi onurumuzdan vazgeçmemizi gerektiren motivasyon çok merak ediyorum(!) * Tatmin edici sebepleri bir an önce yazsınlar‚ yoksa istifa dilekçelerini sunsunlar kulübe‚ o dava namusumuzdu ! * Karşılığında ne alırsak alalım bu kararı desteklemiyorum. * Oldu mu şimdi ha oldu mu.
ANTU COM.’DAN ANKET CAS’da açtığımız davayı geri çekmemizi doğru buluyor musunuz?

Hayır bulmuyorum % 53.91 Evet buluyorum % 28.13 Fikrim yok % 17.97

 

 

AA

Yazar: onurkan \\ taglar:

Mar 01

Obama’ya FEDeral tokat
01 Mart 2012 Perşembe, 17:44:31
HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, ABD ekonomisinin sürdürülemez bir mali yolda ilerlediğini öne sürdü.

Bernanke, Avrupa kriziyle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek “ABD bankalarının Avrupa riski sınırlı düzeyde ” dedi.

Yazar: revolution \\ taglar: ,

Şub 20

ABD, Avrupa ülkeleri ve Körfez ülkelerinden sonra Mısır da Suriye büyükelçisini çekme kararı aldı
19 Şubat 2012 Pazar, 12:38:20

İlgili Haberler

“Esad’ın amacı Nusayri devleti”
Rusya’dan ‘barış gücü’ne şartlı destek
“Esad’ın gerçek yüzünü gördünüz”
Suriye’ye Arap Barış Gücü
Tüm ilgili haberler
HABERTURK.COM DIŞ HABERLER SERVİSİ

Mısır devlet televizyonu, Kahire yönetiminin Suriye büyükelçisini geri çekme kararı aldığını duyurdu.

Geri çekme kararı, Şam Büyükelçisi Şevki İsmail’in Kahire’de bulunduğu bir dönemde alındı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, ileride alınacak yeni bir karara kadar büyükelçinin Mısır’da kalacağını duyurdu. Kararın, Suriye’deki şiddet olaylarının son bulması isteği ile Mısır’ın Arap Birliği ve BM’de yürüttüğü çalışmaların bir parçası olarak alındığı kaydedildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed Kamil Amr, geçen hafta yaptığı açıklamada Suriye’de değişim istemişti.

BATI VE KÖRFEZ ÜLKELERİ DE ÇEKMİŞTİ
Geçtiğimiz günlerde de ABD, bazı Avrupa ülkeleri ve Körfez ülkeleri de büyükelçilerini çekme kararı almıştı.

Tunus ve Libya da daha önce Şam’daki büyükelçilerini geri çekmişler ve Suriye büyükelçilerini sınır dışı etmişlerdi.

Yazar: revolution \\ taglar: , ,

Şub 05

Kültür mirasımızın önemli eserleri arasında yer alan binlerce el yazması, Milli Kütüphane’nin deposunda çok özel yöntemlerle saklanıyor

05 Şubat 2012 Pazar, 13:28:00

.

.
Kültür mirasımızın önemli ürünleri arasında yer alan; tarih, din, dil, felsefe, coğrafya, astroloji, fen bilimleri gibi çeşitli konularda, yazıldığı döneme ait temel bilgileri barındıran el yazması eserler, Milli Kütüphane’nin deposunda çok özel yöntemlerle saklanıyor.

Kuruluş çalışmaları 15 Nisan 1946′da Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar Müdürlüğü’nde küçük bir büroda başlatılan Milli Kütüphane, bugün deposunda eşi benzeri olmayan yaklaşık 28 bin adet paha biçilemeyen nadide el yazması eseri barındırıyor.

Yazıldıkları yıllardan bu yana çok fazla zarar görmeden muhafaza edilen eserler, ilk günkü halleriyle gelecek nesillere aktarılmaya çalışılıyor.

Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar, en eskisi 10. yüzyıla kadar tarihlendirilebilen eserlerin, yaklaşık 900 yıllık bir tarihin sayfalarını gözler önüne serdiğini söyledi.

Eserlerin papirüs, deri, pamuk levha ve kağıt gibi materyallerin üzerine yazıldıklarını belirten Acar, hiçbir yazma eserin, basma eser gibi birbirinin aynısı olmadığını, bunun da eserin değerini belirlemede çok önemli olduğunu vurguladı.

“KİTAPLAR HER YIL YERLERİNDEN ÇIKARILARAK TEMİZLENİYOR”
El yazması eserlerin en önemlilerinin El Yazması Eserler Müzesi’nde sergilendiğini, diğerlerinin ise depoda saklandığını kaydeden Acar, eserlerin nasıl korunduğunu şöyle anlattı:

”Depolar, yağışlı ve rutubetli olmayan havalarda pencereler açılarak sık sık havalandırılıyor. Kitapların, özellikle Arap harfli basma ve yazmaların bulunduğu depoların rutubet ve sıcaklık derecelerinin kitap sağlığı bakımından elverişli olması gerekiyor. Depolarda güneş ışınlarının kitaplara doğrudan gelmesi sakıncalı. Depoların temizliği, sorumlu memurun kontrolü altında çok dikkatle ve kitaplara zarar verilmeyecek bir şekilde yapılıyor. Kitap böcekleri, havasız, tozlu ve rutubetli yerlerde bulunan yazmalarda üreyip çoğaldıkları için kitap temizliğine çok önem veriliyor. Kitaplar her yıl yerlerinden çıkarılarak havadar ve güneşsiz yerlerde dikkatle temizleniyor.”

Kitapların aslına uygun bir ortamda korunması ve tadilatının yapılabilmesi amacıyla kütüphane bünyesinde ”Patoloji ve Restorasyon Merkezi” kurduklarını kaydeden Acar, burada el yazması eserlerin ıslak-kuru temizleme, asitten arındırma, dezenfeksiyon, leke çıkarma, pigment sabitleme, yıkama, sağlamlaştırma, tamamlama gibi restorasyon işlemlerinin yapıldığını anlattı.

“İLK TÜRK ANSİKLOPEDİSİ”
Depoda saklanan eserler arasından seçilen yaklaşık 30 kadar Kur’an-ı Kerim ve el yazması kitabın, El Yazması Eserler Müzesi’nde sergilendiğini belirten Acar, şunları kaydetti:

”Müzemizde, Osmanlı Devleti sınırları dahilinde 1831′de yayımlanmaya başlanan ilk Osmanlı Türk gazetesi Takvim-i Vekayi yer alıyor. Ayrıca bunun dışında, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinde Ayasofya’da bulunan ceylan derisine Grek harfleriyle yazılmış, tahta kapaklı 900 yıllık İncil, çok sayıda el yazması, Kura’n-ı Kerim, Fatih Sultan Mehmet’in babası Sultan İkinci Murat için yazılan ilk Türk Ansiklopedisi olarak kabul edilen ”Muradname” mevcut.”

Muradname adlı eserde satrancın ayrıntılarıyla tarif edildiğini, bu eserin tıptan musikiye bir çok konuyu ele alan ilk ansiklopedik eser olma özelliği taşıdığını vurgulayan Acar, halk edebiyatının en otantik kaynaklarından olan cönkler (deri kaplı şiir defteri), Mevlana’nın Mesnevisi, Hacı Ali Turabi’nin Divanı, Aşık Paşa’nın ”Garipname”si gibi eserlerin de müzede sergilendiğini kaydetti.

AB DİJİTAL KÜTÜPHANESİNE GİREN İLK KURUM
Eser sayısı ve niteliği ile Türkiye’nin en önemli bilgi kaynağı ve araştırmacıların öncelikli başvuru merkezi olan Milli Kütüphane’nin güvenlik önlemlerinin en üst düzeyde tutulduğunu vurgulayan Acar, Milli Kütüphane’deki tüm koleksiyonun tahribatlara karşı korunması amacıyla bilgisayar ortamına aktarıldığını söyledi.

Milli Kütüphane’nin Avrupa Birliği’nin dijital kütüphanesi Europeana’ya Türkiye’den giren ilk kurum olduğuna dikkati çeken Acar, ”Birkaç yıllık bir proje olan Erupeana’da, Avrupa ülkelerinin tüm veri tabanlarının ortak bir havuzda toplanmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda önce ülkeler kendi veri tabanlarını oluşturup dijital kütüphanelerini hazırladı. Bu ülkeler daha sonra veri tabanlarını birleştirdi. Böylelikle Avrupa ülkelerinin kültür kurumları ve bilgi-belge merkezleri birleştirilmiş oldu” dedi.

Vatandaşların evlerindeki değerli eserlerden haberdar olamadıklarını kaydeden Acar, Anadolu’da vatandaşın elinde 100 binin üzerinde el yazması eser olduğunu tahmin ettiklerini de söyledi.

Yazar: revolution \\ taglar: , ,

Oca 12

Avrupa Parlamentosu tartışmaya açtığı Türkiye raporunda, PKK’nın sadece Türkiye’nin değil Avrupa’nın da sorun olduğunun altı çiziyor.

Avrupa Parlamentosu’nun Hollandalı Hristiyan Demokrat Grubu Üyesi Ria Oomen-Ruijten’in hazırladığı taslak Türkiye raporu bugün AP Dış İlişkiler Komisyonu’nda görüşüldü. Bir çok parlamenterin görüş belirttiği rapora, 400 kadar değişiklik önergesinin sunulması bekleniyor.
Konuşmacıların bir kısmının, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında hazırlanan dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin fezlekeden duydukları rahatsızlığı dile getirdiği toplantıda, yargı reformu ve sivil bir anayasaya duyulan ihtiyacın da altı çizildi.
“PKK AVRUPA’NIN DA SORUNU” AP’nin Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, Komisyon’da eleştiri ve görüşlere cevap verirken,PKK’nın terör örgütü olduğunu vurguladı ve “Bu sorun sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Aynı zamanda Avrupa’yı da yakından ilgilendiriyor. Çünkü PKK, para kaynağını AB ülkelerinden temin ediyor. İnsan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı bu amaca yönelik yapılıyor. AB terörle mücadelede Türkiye’yi yalnız bırakamaz” dedi.
“BDP TERÖRLE ARASINA MESAFE KOYSUN” Raporda, Kürt sorununa siyasi çözüm isteniyor ve BDP dahil tüm siyasi partilerin terör örgütleriyle aralarına mesafe koymaları gerektiği vurgusu yapılıyor.

“DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ CEZALANDIRILIYOR”  AP Raportörü, KCK kapsamındaki tutuklamalardan edişe duyduğunu ifade ederek, “Türkiye’de düşünce ve ifadenin cezalandırıldığını” öne sürdü.
AB Komisyonu’nun pozitif ajanda konusuna da değinen Oomen-Ruijten, “Türkiye ile 2004 yılında yapılan bir mutabakatımız var. Yıllık Türkiye raporlarıyla Kopenhag kriterlerine ne kadar uyulduğunun resmini çekmeye çalışıyoruz. Arap Baharını yaşayan birçok ülke Türkiye’deki demokratikleşmeye gıpta ile bakıyor. Fakat Avrupalı bir gözle baktığımızda Türkiye’de demokratikleşme sürecinde atılacak adımların olduğunu görüyoruz. Türkiye ve AB’nin birlikte çalışmaya ihtiyacı var” şeklinde konuştu.
FRANSA’YA TEPKİ Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupalı Liberallerin Başkanı Graham Watson ise, Türkiye’ye 50 yıl önce söz verildiğine dikkati çekerek, Türkiye’deki eksen kayması iddialarına katılmadığını fakat öyle olsa bile bunun çok şaşılacak bir şey olmadığını söyledi. Türkiye’ye üyelik sürecinde destek olunması gerektiğini vurgulayan

Watson, Fransa’nın soykırımı inkâr edenleri cezalandırma yaklaşımının “olumlu bir sinyal olmadığı” eleştirisinde bulundu.
AP’nin kadın hakları konusunda Türkiye raportörü Emine Bozkurt da, Türkiye’nin taslak ilerleme raporunu dengeli bulduğunu kaydederek anayasa çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini ve tutukluluk sürelerini kısıtlayıcı düzenlemenin haftaya ele alınacak olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Bozkurt, Kılıçdaroğlu için hazırlanan fezlekeyi ise eleştirerek, “Amaç muhalefeti susturmak olmamalı” dedi.

RAPORDAN BAŞLIKLAR AP’nin her yıl kaleme alınan Türkiye raporu değişiklik önergelerinin görüşülmesi ve oylanmasından sonra Mart ayında Strasbourg’da yapılacak Genel Kurul toplantısında görüşülerek onaylanacak. Raporda, yargı reformu ve sivil bir anayasaya duyulan ihtiyacın altı çiziliyor.
PKK terörünün kınandığı, AB ülkelerinden Türkiye ile bu konuda işbirliği yapmasının istendiği raporda Kürt sorunu için siyasi bir çözüm istenirken, KCK kapsamındaki tutuklamalardan edişe duyulduğunun da altı çiziliyor.
Raporda, “basın özgürlüğünün kısıtlandığı, düşünce ve ifadenin cezalandırıldığı” da öne sürülüyor.
AB ile Türkiye arasındaki vize sorununa dikkat çekilen raporda, işadamları, öğrenciler,akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcilerine vize kolaylığı isteniyor,
Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye’nin Ankara Protokolünü uygulaması çağrısında bulunulan raporda, Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafı arasında kurulan Kayıp Şahıslar Komitesine Türk tarafının destek vermesi isteniyor.
Doğrudan Ticaret Tüzüğü karşılığında Maraş’ın iade edilmesi, Türk ordusunun adadan çekilmesinin istendiği raporda ayrıca, Türkiye’nin AB Rum Dönem Başkanlığını “tanımaması” da eleştiriliyor.

AA

Yazar: onurkan \\ taglar:

Ara 27

Akdeniz’de Rum ve Türkiye’nin haritaları resmileşti gelecek yıl güneyde doğalgaz gerginliği var!
Rumların Akdeniz’de tek taraflı olarak başlattığı doğalgaz sondaj çalışmalarında gerginlik daha da artacak gibi.
12. bölgede arama çalışmalarını sürdüren Rum kesiminin birkaç gün içinde açıklama yapması bekleniyor.

Türkiye ve Rum kesiminin arama yapmak için belirlediği haritalarda çakışan bölgelerin sayısı da dikkat çekiyor. Her iki tarafın da hak iddia ettiği alanların birinde çalışma başlatılması durumunda uluslararası kriz çıkacak. Her ne kadar Rum Kesimi, ‘Bulunan her yeraltı kaynağı iki halkın da zenginliği’ dese de Rum bakanlar Türkiye’yi ‘kabadayılık’ yapmakla suçluyor. Rum kesiminin Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölgeler oluşturup aramaya başlamasının ardından Türkiye’de harekete geçti.

TPAO ile KKTC Enerji Bakanlığı arasında imzalanan ‘Petrol Sahası Hİzmetleri ve Üretim Paylaşımı Sözleşmesi’yle resmi adımlar atıldı. TPAO, arama ve sondaj yapacağı alanları 7 bölgeye ayırdı. Bu bölgelere de A’dan G’ye kadar simgeler verildi. TPAO’nın ruhsat aldığı bölgelerle Rum kesiminin gösterdiği ve 13 parsele ayırdığı bölgelerin birçoğunun çakıştığı ortaya çıktı. TPAO’nun belirlediği harita Rum kesimi basınında ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarından kuşku duymasına yol açtığı’ da belirtildi.

NOBLE’IN ‘BULGU’ AÇIKLAMASI YİNE ERTELENDİ

Gözler, Kıbrıs Rum kesiminin atacağı adımda. Çünkü Rumlar, bir süre önce arama yaptıkları 12. bölgede doğalgaz bulduklarını açıklamıştı. Arama çalışmalarını yürüten Noble Energy’nin ayrıntılı açıklama yapacağı 15 Aralık tarihi ötelendi. Rum Alithia gazetesinde yer alan ‘Noble şirketinin açıklamasında küçük erteleme’ başlıklı habere göre şirketin araştırma sondajları sırasında bazı teknik sorunlar yaşadığı bu nedenle açıklamanın 25 Aralık’ta yapılacağı duyuruldu. Ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapılmadı. Herkesin merakla beklediği açıklamanın yıl bitmeden yapılacağı tahmin ediliyor.

TPAO: SORUN ÇIKARSA SİYASİLER DEVREYE GİRER

Türkiye’nin hangi bölgelerde arama yapacağının temelleri Başbakan Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun New York’ta imzaladığı anlaşmayla atıldı. TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal ‘Bu anlaşma ve uluslararası diğer anlaşmalarla belirlenmiş sınırlara bağlı kalarak bu haritayı oluşturduk. Her iki haritada çakışan bölgeler var. Bu bölgelerde petrol ya da doğalgaz bulunup sondajın başlaması durumunda ne yapılacağını hükümetler kararlaştırır, ben bilemem’ dedi.

RUMLAR ZEYTİN DALI UZATMAYA ÇALIŞIYOR

Tartışmanın yeniden alevlenmesi beklenirken, geçtiğimiz günlerde Rum tarafından ilginç bir açıklama geldi. Rum kesiminin sözcüsü Stefanos Stefanu, bulunacak doğalgazın Kıbrıs sorununda bir çözüm olsun ya da olmasın, tüm Kıbrıslılar ile paylaşılacağını söyledi. Sözcü, doğalgazın Avrupa’ya Türkiye üzerinden taşınması için projeler hazırladıklarını da açıklamıştı. Ancak Rum basını bu açıklamaların doğru olmadığını, hükümet sözcüsünün böyle bir beyanat vermediği yönünde haberler yaptı

Yazar: admin \\ taglar: , , , , , , , , , , , , , ,