Dizi evlilik dışı ilişkiyi mi özendiriyor?
21 Nisan 2012 Cumartesi, 11:44:36
AK Parti ve MHP’li vekillerin evlilik dışı ilişkiyi meşrulaştırdığı eleştirilerinin ardından Behzat Ç., geçen aylarda Savcı Esra’ya evlilik teklif etmişti. Şimdi RTÜK üyelerinin de “1 Erkek, 1 Kadın” dizisinin uzun süredir aynı evde yaşayan aşıkları Ozan ve Zeynep’in evlenmesini çok istediği gündeme geldi. Orijinali “Love Bugs” adı ile Kanada’da yayınlanan ardından pek çok ülkede ekrana gelen formattan ülkemize uyarlanan dizide, bir izdivaç olup olmayacağı da merak konusu oldu.
Bu sorunun cevabını dizinin Genel Yönetmeni Müge Turalı’dan aldık. Acaba Zeynep’in annesinin 2. kez evleneceğini duyunca gözyaşı döküp “Annem bile bana tur bindiriyor” demesine rağmen Ozan’ın yanaşmadığı evlilik olayı gerçekleşecek miydi? Turalı merak uyandıran evliliğin olacağının sinyalini verdi ancak evlilik tarihinin sürpriz olmasını istediklerini açıkladı.
* Dizi TürkMax’ten Star TV’ye geçtikten sonra varolan bir ilgide değişiklik oldu mu?
Star gibi ulusal bir kanala geçmiş olmak, tabii ki izleyici kitlemizde kayda değer bir artış yarattı. Daha önceden ücretli özel bir yayın platformunda yayınlandığımızdan dolayı, bizi özellikle daha çok internet üzerinden koşulsuz bir şekilde takip eden genç kitlemiz vardı. Şimdi bu izleyici profilimize biraz daha orta yaşlar da katılmaya başladı ve bizi şimdiye kadar hiç izlememiş, yeni keşfeden yoğun bir izleyici kitlesine sahip olduk.
Biliyorsunuz yılbaşı itibarıyla reklam veren tarafından kabul edilebilir bir ölçümleme sistemi yok. Bu yüzden tam olarak bilemiyoruz. Ne Star TV, ne de biz çok da ilgilenmedik. Bu proje bir Pay TV’de yayınlanarak fenomen haline geldi. Ama reytinglerden daha çok, sosyal medyadaki duruşumuz ve takipçi sayımız bizi ilgilendiriyor. Hali hazırda 800.000’lerde olan takipçilerimiz, Star’da yayınlanmaya başlamamız ile beraber 1.0112.000’e kadar çıktı ve her hafta aynı hızda artmaya devam ediyor.
* Çekimler nasıl gidiyor, yenilikler var mı?
Çekimlerimiz her zamanki akışımızda devam ediyor. Star yayınımız ile beraber, dizimize yeni komşular gibi farklı karakterleri de dahil etmiştik. Hali ile yeni mekanlar, yaşam alanları ve karakterler ile konularımız da çeşitleniyor. Ama özünde bizi biz yapan doğal ve samimi yapımızı koruyoruz. Bu sezon farklı markalarla da hem televizyon hem de internet üzerinde daha farklı projelerimiz de oluyor.
* Diziyle ilgili son olarak gündeme gelen bir konu var. RTÜK üyeleri Zeynep ile Ozan’ın evlenmesini çok istiyormuş. Bu konuda neler olacak, ufukta bir izdivaç olayı var mı?
Bir kez daha yinelemek isterim ki, biz ilişkilerin ironisini ekrana getiriyoruz. İlişkilerdeki hallerimize ayna tutup gülümsetiyoruz izleyenlerimizi… Evlilik konusu biliyorsunuz ki, uzun süreli ilişki içindeki çoğu kadın gibi Zeynep’in en büyük hayali. Ancak henüz bu konu ile ilgili bir yorum yapmamız için biraz erken. Sürpriz bir zamanlama olmasını tercih ederiz.
* Yoksa dizinin orijinal formatına sadık kalma zorunluluğunuz mu var?
Dizinin orijinal formatında bu konu üzerinde bir yaptırım yok. Türkiye uyarlaması dünyada yayınlanan birçok ülkeyi geçti. Zaten son 1 yıldır tüm senaryolarımız özgün olarak yazar grubumuz tarafından yazılıyor. Bugüne kadar yayınlandığı ülkelerin bazılarında hiç evlenmediler, bazılarında evlendiler, bazıların da ise mesela Lübnan’da en başından evli bir çifttiler. Ülkelerin kültürel ve sonuçta “1 Erkek 1 Kadın” toplumsal yapılara göre uyarlanabilen bir format.
‘Üniversite gençliği evlilik istemiyor’
* Seyircilerden de bu yönde hiç tepki geldi mi? Sizce halk Ozan ile Zeynep’in evli olmasını istiyor mu?
Açıkçası bu güne kadar bizim izleyicilerimizden çiftimizin evlenmesi konusunda herhangi bir talep almadık. Bilakis dönem dönem üniversitelerde yaptığımız söyleşilerde bunu gündeme getirdiğimizde evlilik konusunda, Zeynep ile Ozan’ın beraber yaşamaya devam etmesini daha çok tercih ettiklerini gördük. Tabii ki bu izleyici kitlemizin ne kadar genç olduğunun da iyi bir göstergesi. Bu asla evlilik kurumuna ya da değerlere karşı çıktığımızdan değil, bu sakın yanlış anlaşılmasın. Sonuç olarak karşılıklı sevgi ve saygının ve koşulsuz sevmenin önemini anlattığımızı düşünüyorum gençlere…
Biz aslında her kesimden izleyicimize ilişkilerinde karşılaşabilecekleri her türlü sorunu aslında gülerek de halledebileceklerini, ilişkilerdeki en önemli gerçeğin koşulsuz sevmek olduğunu ve birbirlerini tanımak için kendilerine bir süre ayırmaları gerektiğini mizahi bir dille anlatmaya çalışıyoruz. Esasında insanların bizim dizimizi de kendilerine bu kadar yakın görmelerinin ve sahiplenmelerinin en büyük sebeplerinden birinin Zeynep ile Ozan’ın aynı çatı altında bir yaşamı paylaşan hem iki iyi dost hem de sevgili olmaları. Hem kendi ilişkilerini buldukları hem de yaşamak istedikleri, belki de hayal ettikleri bir ilişki Zeynep ile Ozan’ın aşkı.
* Yeni bölümlerle ilgili gelen en ilginç yorum ne oldu?
İzleyicilerimiz ile öylesine samimi bir ilişkimiz var ki, her bir skeç ya da her bir fotoğrafa son derece doğal ve içten yorumları ile sürekli bizlerle iletişim içindeler. Genelde en ilginç yorumlar konuları ve Zeynep ile Ozan’ı gerçek gibi düşünüp yaptıkları yorumlar oluyor. Özellikle Zeynep ile Ozan’ın karşı karşıya kaldığı durumlarda çoğunluk tabii ki yoğun olarak kadınlar Zeynep’in tarafını tutuyor. Kendi hayatlarında erkek arkadaşlarına söylemek isteyip de dile getiremedikleri sitemleri dile getiriyorlar.
‘Yeni yayın döneminde dizimiz devam edecek’
* Dizi önümüzdeki sezon da sürecek mi, planlanan ne?
Dizimizin gördüğü yoğun ilgi ve talepten dolayı Star da yeni yayın döneminde iş birliğimize devam etmek istiyor. Biz de bu birliktelikten memnunuz.
* Sizin diziyle ilgili özel eklemek istediğiniz şeyler var mı?
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye de de bu formatın çok tutması artık bizim de bu dijital çağa nasıl ayak uydurduğumuzun bir göstergesi… Kadın erkek ilişkisi dünyanın her yerinde aynı… Bazen çok saf, bazen de bir o kadar yaman… Ama bizim tek anlatmaya çalıştığımız karşılıklı eşitlik, koşulsuz sevmek ve bağlılık… Belki de izleyicilerin kendi pencerelerinden içeri bakmalarını sağlatabilmek.. Tabii ki güldürerek.
“1 Erkek 1 Kadın”ın 5. yılına devam edebilmesinin ve bu kadar yıldır özellikle gençler arasında sevilmesinin en büyük sebeplerinden birinin, günlük materyal hayatın koşturmacası içinde unutulan sevgi ve aşk gibi değerleri gençlere en samimi en saf hali ile hiç bozulmadan yaşatması olduğuna inanıyorum. Bizler esasında son derece duygusal ve hassas bir toplumuz. Ancak nedense son yıllarda sürekli şiddet, ihanet ve nefret içeren öğelerle etrafımız sarılıyor. Bizim dizimiz toplumumuzun gerçek ruhuna ve duygusuna uygun değerleri temsil ediyor; naif ve sevgi dolu…
* Bando Yapım olarak başka dizi projeniz var mı?
Şu anda hem televizyon hem dijital medyada birkaç projemiz ile ilgili görüşmelerimiz sürüyor. Hepsi de özgün ve değişik projeler.. Biz Bando Yapım olarak farklı çizgide olan işler yapmayı seviyoruz ve bunun için uğraşıyoruz. Gelen işleri de böyle değerlendiriyorur.
Yazar: revolution
\\ taglar: 1 Erkek, 1 Kadın, ak parti, BEHZAT Ç, Love Bugs, mhp, Müge Turalı, rtük, star, Türkmax
İran rejimi tarafından idam edilen Kürt lider Kadı Muhammed’in Diyarbakır’daki anma toplantısında BDP’liler ile tertip komitesi kapıştı
inShare0Yorum: 3
Ramazan YAVUZ- Serdar SUNAR/ DİYARBAKIR,(DHA)-
İRAN’da Mahabat Kürt Cumhuriyeti’ni kuran ancak Cumhuriyet yıkıldıktan sonra İran rejimi tarafından 1947 yılında idam edilen Kadı Muhamed ve arkadaşlarının Diyarbakır’daki anma toplantısında, BDP’liler ile anmayı düzenleyen tertip komitesi arasında gerginlik yaşandı. Kürdistan Devrimci Demokratlar grubu adına konuşan Ramazan Bulut, Kürt sorunuyla ilgili girişimlerinden dolayı hükümetin sadece BDP’yi muhatap almasını eleştirdi. Eleştiri BDP’lilerin tepkisini çekti.
İran rejimi tarafından 1946 yılında Mahabat Kürt Cumhuriyeti’ni ilan ettiği için 1947 yılında idam edilen Kadı Muhammed ve arkadaşları için Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ndeki bir düğün salonunda Kürdistan Devrimci Demokratlar ve Vatan Birliği grupları tarafından anma toplantısı düzenlendi. Toplantıya Hak ve Özgürlükler Partisi yöneticileri, kentteki bazı dini grupların temsilcileri, BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ile BDP’li yönetici ve üyeleri olmak üzere yaklaşık 100 kişi katıldı.
Salonun giriş kısmına Türkiye’de isyanda bulunduğu için idam edilen Şeyh Said, Seyit Rıza ile Bediüzzaman Saidi Nursi, Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nin lideri Kadı Muhammed, Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri ve şimdiki Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani ile çeşitli tarihlerde Türkiye, Irak ve İran’daki çatışmalarda yaşamını yitiren çeşitli partilerden Kürt liderlerin resimleri asıldı. Salona ayrıca halen Kuzey Irak’taki Kürt yönetim tarafından kullanılan büyük Kürt bayrakları asılırdı. Toplantı ’Ey Rakip’ marşı eşliğinde saygı duruşuyla başladı.
TEK BDP’NİN MUHATAP KABUL EDİLMESİ BİZİ TEDİRGİN EDİYOR
Toplantıda Kürdistan Devrimci Demokratlar grubu adına konuşan Ramazan Bulut AK Parti’yi Kürt sorununun çözümüyle ilgili ilk çıkışındaki söylemini desteklediklerini kaydetti. Bulut, “Ne var ki, gelinen bu aşamada AK Parti’nin son günlerindeki söyleminin bu yöndeki duyarlı siyaset üzerinde olumlu bir etki yaratmaktan çok tedirgin edici bir ton ve niyet taşıdığı görülmektedir” dedi.
Bulut, AK Parti iktidarının Kürt sorununun çözümünde sadece BDP’yi muhatap almasını eleştirerek, “İktidarın sorununun muhabatı olarak işaret ettiği BDP ile meclis çatışı altında müzakere etme yönünde açıklaması Kürt ve Kürdistan’daki seçilmiş siyasi kişi, kesim, grup ve kurumları dışlama anlamına gelmektedir. AK Parti bu son açıklamasıyla Kürdistanlıların politik iradesini BDP’nin ve dolayısıyla KCK’nın ve PKK’nın tekeline yönlendirme gafletini ortaya koymuştur. BDP Kürdistan’ın değil Türkiye’nin partisidir, bunu her fırsatta da dile getiriyor. Ayrıca BDP miletvekillerinin bir kısmı Kürt ve Kürdistanlıların oylarıyla Türk seçmenlerin oylarıyla seçilmişlerdir ve onların temsilcileridirler. Bu milletvekilleri ve temsilciler bu niteliyleriyle Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünde asli muhataplar olmayacağı gibi BDP bütün Kürtleri ve siyasi kesimleri temsil eden bir parti değildir” diye konuştu.
Ak Parti ve BDP’lilerin nitelikleri itibariyle birbirinden farkı partiler olmadığını ileri süren Bulut, “Bize göre, Kürdistan’da Kürt oylarıyla seçilmiş AK Parti miletvekilerinin ve temsilcilerinin niteliği neyse, BDP’den seçilen miletvekilerinin ve temsilcilerinin niteliği odur. Sadece toplumda sınırlı oranda siyasal bir güç ve potansiyele sahip olan BDP’yi Meclis çatısı altında ve dolayısıyla dışında muhatap kabul etmek Kürdistan’da sorunun tarafı olan siyasal ve potansiyel açıdan BDP gücünü kat kat aşan ama meclise sokulmamış veya mecliste olmayan siyasi kişi, kesim, grup ve kurumları dışlamak anlamına geliyor” dedi.
GÜÇLÜ’YE SÖZ VERİLİNCE BDP’LİLER SALONU TERK ETTİ
Kürdistan Devrimci Demokratlar adına Ramazan Bulut’un konuşmasını bitirmesinden sonra BDP’li Sur Belediyle Başkanı Abdullah Demirbaş salonu terk ederken onu bir grup BDP’li takip etti. Salon dışında tertip komitesi üyeleriyle tartışan BDP’liler, “Böyle anma olmaz. Halkın büyük bölümünü temsil eden bir siyasi parti bu şekilde suçlanamaz” dedi.
PKK’yı derin güçlerin kurdurduğunu ve PKK’nın içinde sayısız infazlar yaşandığını her fırsatta dile getirdiği için BDP’lilerin tepkisini çeken Kürt yazar İbrahim Güçlü’ye BDP Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş’tan önce söz verilince, gerilim arttı. İbrahim Güçlü, konuşmasına başlar başlamaz Meral Danış Beştaş ile salonda kalan diğer BDP yönetici ve üyeleride terk etti. Salon dışında tertip komitesi üyelerine kızan Beştaş, “İbrahim Güçlü kim oluyorda onu bizden onu konuşturuyorsunuz” diyerek çıkıştı.
Yazar: revolution
\\ taglar: Abdullah Demirbaş, ak parti, BDP, diyarbakır, Düğün, idam, ırak, İran, KCK, kürdistan, Kuzey Irak, Mesut Barzani, Müzakere, Parti, PKK, türkiye, yazar
Bülent Arınç: 4′ü de birleşse, 2 ile çarpsanız, 3 ile karekökünü de alsanız…
30 Mart 2012 Cuma, 19:44:09
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ”2002′de 11 milyon küsur, 2007′de 16,5 milyon oy aldık. 2011′de 21 milyon 500 bin oy aldık. Kurban olduğum Allah, verdikçe vermiş. Her seçimde oyunu 5 milyon artıran bir partiyiz. Son 4 aydır yapılan anketlerde de bu partinin oy oranı şimdiden yüzde 54′ü bulmuş” dedi.
Arınç, AK Parti Kırşehir İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, AK Parti’nin 10 yılda başarıdan başarıya koştuğunu belirterek, 3 genel seçimde de oyunu artırarak tek başına iktidar olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde 3 dönemdir oyunu ve milletvekili sayısını artırarak tek başına iktidar olan tek partinin AK Parti olduğunu ifade eden Arınç, ”Bundan dolayı hepimizin iftihar etmesi lazım. 2002′deki ilk seçimimiz. Genel Başkanımıza, Başbakanımıza milletvekilliği imkanı vermemişler. Hep beraber girmişiz, çok şükür 367 milletvekilimizle tek başımıza iktidar olmuşuz. 2007′de yüzde 35 olan oyumuzu yüzde 47′ye çıkarmışız, yine tek başımıza iktidarız. 2011′de yapılan seçimde bu kez yüzde 50 oy almışız, yeniden tek başına iktidara gelmişiz. 2002′de 11 milyon küsur, 2007′de 16,5 milyon oy aldık. 2011′de 21 milyon 500 bin oy aldık. Kurban olduğum Allah, verdikçe vermiş. Her seçimde oyunu 5 milyon artıran bir partiyiz. Son 4 aydır yapılan anketlerde de bu partinin oy oranı şimdiden yüzde 54′ü bulmuş” diye konuştu.
Son yerel seçimlerde bazı partilerin, AK Parti’li belediye başkanlarının seçimi kazanmaması için birlikte hareket ettiğini anlatan Arınç, şunları kaydetti:
”Sırf AK Parti kazanmasın diye geçmişte birbirlerine hasım olan partilerin birbirlerini destekleyerek belediye başkanını seçmelerini Türkiye yaşadı. Bundan sonra yaşar mı, bilmiyorum ama 4′ü de birleşse, 2 ile çarpsanız, 3 ile karekökünü alsanız, önümüzdeki seçimde Allah’ın izniyle bütün belediyeleri tekrar alacağız. Çünkü tüm kenara bütün siyasi partileri koyabilirsiniz, bir tarafa AK Parti’nin gücünü koyabilirsiniz. Eminim ki millet yüzde 50′den sonra yüzde 54′ü veriyorsa, yüzde 60′ı da verecek demektir. Bütün bu birleşmeler hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Yeterki biz doğru olalım, yeter ki biz iş yapalım, yeter ki cesaretimizi kaybetmeyelim. Millet bizi kucaklasın, göreceksiniz arkamızda müthiş bir rüzgarla 2014′ün Mart ayında belediye başkanlığı seçimlerinde başarılı olacağız.”
AK Parti’nin kurulduğu günlerde Türkiye’de siyasetin bitmiş olduğunu ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
”Biz, siyasete anlam kazandırdık. Bizim ayakta durmamızın, her seçimde başarılı olmamızın temel noktası, hizmete önem vermemizdir. Sağlık, başlı başına bir devrim. Sağlıkta yapılanlar bizi 10 senedir ayakta tutuyor, daha bir 10 sene daha ayakta tutar emin olun. SSK’lıysan devlet hastanesine gidemezdin. Memursan SSK’nın kapısından almazlardı. İki büklüm olmuş adam, ‘kurtarın beni’ diye yalvarıyor ama hastanenin kapısında bir zebani: Söyle bakalım, SSK’lı mısın, Bağ-Kur’lu musun, emekli misin- ‘Ya öldüm, bittim kardeşim, al beni içeri’. ‘Alamam’. Ne yapacaksın- Git dışarı istersen öl. Bunları yaşayan bir millet. Şimdi pırıl pırıl hastaneler, her birinin sosyal güvenliği var, doktorunu, hastanesini seçme hakkını vermişiz, hastalarımız tedavi olmayı bekliyor. Allah bin kere razı olsun. Kaç hastamız uçakla, helikopterle hastaneye yetiştiriliyor- Eskiden Avrupa’dan ambulans uçak gelirdi de oranın SSK’lısı olan işçilerimizi alıp, götürürlerdi. Şimdi bizim ülkemizde var bu. Bir milletvekilimiz, seçim çalışmalarında en ücra bir köydeki bir kadından duyduğunu anlattı. Kadın, ‘Ben diyaliz hastasıyım. Haftada 3 gün diyalize girmem gerekiyor. Bu köyden şehir merkezine gidip, gelmem mümkün değil. Ölümü bekler hale gelmiştim. Biri geldi, hükümetin karar aldığını, diyaliz hastalarını hastaneye götürüp, köyüne tekrar getireceğini söyledi. İnanamadım. Biz size oy vermeyeceğiz de kime vereceğiz’ demiş.”
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, Bülent Arınç
Önerge AK parti ve MHP’li vekillerin oylarıyla kabul edildi. Bakan Dinçer kürsüye çıktığı sırada CHP’liler salonu terk etti
29 Mart 2012 Perşembe, 18:00:10
TBMM Genel Kurulunda, zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkaran yasa teklifinin 1. Bölümünü kabul edildi.
”Temel kanun” olarak görüşülen, 1 ile 13. maddeleri içeren 1. Bölümdeki maddelere göre, zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsayacak. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayıp, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.
İlköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşacak.
8 yıllık okullarda, kesintisiz eğitim yapılan ilköğretim kurumları, artık ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar şeklinde kurulacak. Ancak ortaokullar, imkan ve şartlara göre ilkokul veya liselerle birlikte de kurulabilecek.
İlköğretimin, özel idare bütçelerinden yıllık gelirin en az yüzde 20′si oranında elde edilecek gelirleri; ortaöğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karşılanması için de kullanılacak.
İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda yapılan bu değişiklikler, Milli Eğitim Kanunu’nda da yapılıyor.
İMAM HATİPLER
İlköğretim kurumları tanımlanırken, ”imam-hatip ortaokulları” da bu tanımda yer aldı. Buna göre, ilköğretim kurumları; 4 yıllık zorunlu ilkokullar, 4 yıllık zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkan veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından oluşacak.
Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında; lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulacak. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve ”Hz. Peygamberimizin hayatı”, isteğe bağlı, seçmeli ders olarak okutulacak. Bu okullarda okutulacak diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri, Bakanlıkça belirlenecek.
Ortaöğretim ise ilköğretime dayalı, 4 yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarını kapsayacak. Bu okulları bitirenlere, ortaöğretim diploması verilecek.
Zorunlu ortaöğretim, 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanacak. Bakanlar Kurulu, uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı erteleyebilecek.
Teklifle, ilgili kanundaki ”8 yıllık kesintisiz ilköğretim” ibaresi ”ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştiriliyor ve ”8 yıllık kesintisiz” ibaresi çıkarılıyor.
Genel Kurulda, teklifin 2. bölümü üzerinde görüşmelere geçildi.
CHP’LİLER SALONU TERK ETTİ
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in kürsüye çıkması üzerine, CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurul Salonu’nu terk etti.
Dinçer, zorunlu eğitimi kademelendirerek, 12 yıla çıkaran kanun teklifinin ikinci bölümü üzerindeki görüşmeler sırasında, eleştirilere ve FATİH Projesi’ne ilişkin bilgi vermek üzere kürsüye çıktı.
Bu sırada CHP Grup Başkanvekilleri Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi dışındaki CHP milletvekilleri salonu terk etti.
CHP milletvekillerinin bu tavrına, AK Parti’li milletvekilleri alkışlayarak karşılık verdi. Bunun üzerine birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ”Bir parti grubunun dışarı çıkmasıyla niye ilgileniyorsunuz? Lütfen, Sayın Bakan konuşmaya devam ediyor” diye uyardı.
Bakan Dinçer, daha sonra konuşmasına devam etti.
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, genel kurul, Hz. Peygamber, Kuran-ı Kerim, mhp, tbmm
AK Parti Genel Merkezi’ne yürümek isteyen ODTÜ’lü öğrencilerle polis arasında arbede yaşandı
29 Mart 2012 Perşembe, 21:59:24
İlgili Foto Galeri ODTÜ savaş alanına döndü!Galeriye gitmek için tıklayınızÜniversite kampüsünde akşam saatlerinde toplanan bir grup öğrenci, kampüsün Eskişehir yolu girişinde, daha önce arkadaşları ve öğretim görevlilerinin tutuklanmasını protesto ederek, açıklama yaptı.
Açıklamanın ardından AK Parti Genel Merkezi’ne yürümek isteyen gruba polis izin vermedi.
Çıkan olayda, taş atan gruba polis tazyikli su ve gazla müdahale etti.
Arbede sırasında bazı polis memurlarının yaralandığı öğrenildi.
Olayın ardından öğrenci grubu kampüse girdi.
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, odtü
Pazar günü Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda yaşanan kavgalı oturumun ardından TBMM’deki gerginliğin sürdüğü görülüyor. Bugün gerçekleşen Genel Kurul görüşmelerine AK Parti ve CHP’li üyelerin tartışmaları nedeniyle ara verildi
13 Mart 2012 Salı, 20:47:56
TBMM Genel Kurulu’nun öğleden sonra yapılan görüşmelerine gerginlik damga vurdu. CHP’li Engin Altay ile AK parti’li Mehmet metiner arasındaki gerginlik sırasında bazı vekillerin grup sıralarına doğru yürüdüğü görüldü. Yaşanan gerginlik üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu birleşime ara verdi.
CHP, Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığı için eğitimle ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesine yönelik grup önerisini bugün TBMM Genel Kurul gündemine getirdi. CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, 11 Mart 2012 tarihinin, parlamenter demokratik yaşam açısından ”kara bir tarih” olduğunu savundu. Altay, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin, Başbakan’ın talimatıyla pazar günü bitirilemediğini, teklifin 6. maddesinden sonra oylanan bütün maddelerinin, yok hükmünde olduğunu ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugünkü konuşmasında ”anladığınız dil” dediğini ifade eden Altay, ”Anayasa ve TBMM İçtüzüğü bizim anladığımız, kullandığımız tek dildir” dedi. Altay, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’ten, kamuoyunun karşısına çıkıp, yaşanan olaylardan dolayı üzüntü duyduğunu dile getirmesini beklediğini belirterek, AK Parti’nin de muhalefetten ve milletten özür dilemesi gerektiğini söyledi.
“ASABIMI BOZMA TERBİYESİZLİK YAPMA…”
Altay’ın, ”İnternette arama ver, Erdoğan, tevhidi tedrisat, Harf Devrimi yaz ne çıkıyor” sözlerine AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, ”Ne yazıyor, söylesene” diye tepki gösterdi. Altay da ”Asabımı bozma, terbiyesizlik yapma” karşılığını verdi.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ve Metiner, Altay’dan bu sözünü geri almasını istedi. Ancak Altay’ın sözünü geri almaması ve kürsüden ayrılırken, ”İki mislini iade ediyorum” demesi üzerine tartışma büyüdü. CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün iktidar sıralarına yürümek istemesine, araya giren milletvekilleri engelledi.
Tartışmanın uzaması üzerine Mumcu, birleşime ara verdi.
“İÇTÜZÜĞÜN NERESİNDE KÜRSÜ İŞGALİ VAR?”
Aranın ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, Altay’ın bir milletvekiline yönelik ağza alınmayacak sözlerini, kendisine iade ettiğini belirtti. Aydın, ”(Anladığımız dil İçtüzük) diyorsunuz, açıp bakın, İçtüzüğün neresinde kürsü işgali var, komisyon başkanlık divanına bir takım cisimler fırlatılır diyor? Eğer siz anamuhalefet olarak ‘Meclisi çalıştırmayız’ diyorsanız, biz sonuna kadar çalıştıracağız. Teklif, önümüzdeki günlerde de inşallah Genel Kurula gelecek, yasalaştıracağız” diye konuştu.
Bunun üzerine Altay da ”İçtüzüğün neresinde üyelerin önergelerinin bile işleme alınmadan, söz hakkı tanınmadan, karambole getirip oylama var. Futbolda bile oyuncu düşünce, hakem oyunu durdurmazsa seyirciler hakemi ıslıklıyor. İçtüzüğün neresinde milletvekili yerde yatarken, teklifin oylaması var” diye karşılık verdi.
Metiner’in kürsüye doğru gelerek söz talebinde bulunması üzerine Mumcu, Metiner’i, parmağını sallayarak konuşmaması için uyardı. Sataşma gerekçesiyle yaptığı konuşmada Metiner, ”Terbiyesize bile terbiyesiz demeyecek kadar terbiyeli insanlarız. Kem söz sahibine aittir. Yavuz hırsız misali her türlü hakareti yapacaksınız, cevap verdiğimizde yeri göğü ayağa kaldıracaksınız” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Metiner’e, ”Ya yazdığınız kitaplardaki gibi olun ya da o kitapları yazmayın” diye seslendi. AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı ise ”Altay, Metiner’e ‘terbiyesiz’ dedi, cevap vermek en doğal hakkı değil mi?” diye sordu.
“AKLIMA GELECEK EN SON KİŞİ AKİF HAMZAÇEBİ’DİR”
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, Komisyon Başkanı’nın son derece demokrat bir tavır sergilediğini, bir milletvekilinin 12 saat metinden okumasına sabrettiğini, bunu demokratik hak olarak gördüğünü belirtti. Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Keşke bunlar, komisyonun başladığı günden pazar gününe kadar yaşanmasaydı. Keşke ‘bu teklifin görüşmelerini yaptırmayacağız’ denmeseydi, keşke kürsü işgalleri yaşanmasaydı, Altay, ‘burada kan çıkacak’ demeseydi. 50′nin üzerinde CHP’nin komisyon üyesi olmayan milletvekili söz talep edip, adeta komisyonu bloke etmeseydi. Keşke, CHP Genel Başkanı, tüm milletvekillerine işinizi gücünüzü bırakın, komisyona gidin görüşmeleri engelleyin mesajı hiç çekmeseydi.
Bana sorsalardı, ‘Komisyon Başkanı’na fiili şiddeti, CHP milletvekillerinden hangisi uyguladı’ diye aklıma en son Akif Hamzaçebi gelirdi. Gözlerimin önünde önce suyu aldı, o yetmedi, İçtüzüğümü attı, -İçtüzük kayıp, sizden bir tüzük alacaklıyım- yarım kilo tutarında bandın kabını komisyon başkanına fırlattı.”
Konuşmaların ardından CHP’nin grup önerisi kabul edilmedi.
Yazar: revolution
\\ taglar: ak parti, chp, Engin Altay, Güldal Mumcu, MEHMET METİNER, TBMM Genel Kurulu
|
Son Yorumlar