Nis 27

Hakkında en çok spekülatif bilginin olduğu ürünlerden biri olan zetinyağı konusunda toplumda doğru olarak bilinen yanlışlar söz konusu

 

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi olan zeytinyağı tadım uzmanı Ümmühan Tibet, zeytinyağında çok komplike analizler yapıldığını, normalde tüketicinin zeytinyağının saf ve kaliteli olduğunu görünüşüne, rengine ve kokusuna bakarak anlamakta zorlanacağını söyledi. Tüketiciler arasında zeytinyağı konusunda yoğun spekülasyon olduğunun altını çizen Tibet, kalitede ”dolaba koydum donmadı” ya da ”donduğuna göre saf zeytinyağıdır” demenin hatalı olduğunu, natürel zeytinyağının donup donmamasının yağın çıkarıldığı fabrika koşulları, zeytin çeşidi ve yetiştiği yerin koşullarına bağlı olduğunu kaydetti. Tibet’in verdiği bilgiye göre, kaliteli natürel sızma zeytinyağında yendikten sonra genizde yanma ve dil üzerinde acılık hissedilmesi, meyvemsi kokması gerekir.

 

 

AA

Yazar: onurkan \\ taglar:

Nis 12

Sağlık Bakanı Akdağ, “Aşıyı, sadece dolum olarak değil, başından itibaren üretim olarak da Türkiye’de yaptıracağız” dedi

 

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ”Aşıyı, sadece dolum olarak değil, başından itibaren üretim olarak da Türkiye’de yaptıracağımız bir döneme giriyoruz. Kan ürünlerini başından itibaren imal edebileceğimiz, üretebileceğimiz bir döneme giriyoruz” dedi. Akdağ, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ”Ekspomed ve Labtek 2012” fuarlarının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’de son 9 yıl ciddi bir değişim ve dönüşümün yaşandığına işaret ederek, bir istikrar ve huzur ortamında olan Türkiye’de ekonominin, ekonomiyle birlikte sanayi ve ihracatın da geliştiğini ve ithalatın yükseldiğini söyledi. Bugün açıklanan rakamlarda, güzel bir gelişmenin görüldüğüne işaret eden Akdağ, ülkenin cari açığında geçen yıla kıyasla ay olarak ciddi azalma olduğunu vurguladı. Akdağ, yakın bir gelecekte ihracatın artarak önce ithalatı yakalayacağını, sonra da geçeceğine inandığını dile getirerek, Türkiye’deki müteşebbisin böyle bir kabiliyeti olduğunu belirtti. Sağlık Bakanı Akdağ, özel hastanelerin hizmet ederek bir katma değer oluşturduğunu, yurt dışından gelen hastaların da bu sektörün ihracatı içinde sayılması gerektiğini anlatarak, Türkiye’nin, sağlık turizmi açısından da gelecek yıllarda büyük bir atılım gerçekleştireceğini kaydetti. ”Türkiye’de sağlık hizmetinin ödeyicisi büyük ölçüde devlet tarafıdır” diyen Akdağ, bir taraftan genel bütçeden, bir taraftan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödemeleriyle Türkiye’de sağlık harcamalarının 4′te 3′ünden daha büyük kısmının Sağlık Bakanlığı’nca karşılandığını söyledi. Akdağ, Türkiye’den çok daha zengin, sosyal güvenlik sistemleri oturmuş, sağlık sigortacılıkları çok daha eski ülkelerde bile vatandaşın cepten ödemelerinin daha yüksek olduğunu vurgulayarak, hatta herkesin sosyal adalet ve refah anlamında gıpta ile baktığı Kuzey ülkelerinde dahi vatandaşın sağlığa cepten ödediği paranın oransal olarak Türkiye’dekinden daha yüksek olduğunu bildirdi. Türkiye’de kişi başına yaklaşık olarak 550 dolar civarında sağlık harcaması olduğunu, bunun yaklaşık 400 dolarlık kısmını kamunun gerçekleştirdiğini, 50 dolarlık kısmının ise özel sektörün yatırım olarak gerçekleştirdiğini anlatan Akdağ, vatandaşın cebinden çıkan paranın yılda kişi başına 100 dolar civarında mütevazi bir rakam olduğunu söyledi. Akdağ, Türkiye’de ilaç endüstrisi, tıbbi cihaz endüstrisi ve sanayisini geliştirmek için asıl belirleyici tarafın kamunun satın aldığı hizmetler olduğuna işaret ederek, kamunun, bir taraftan bu hizmetleri kamuya ait kaynaklarla vatandaşa ulaştırdığını, öbür taraftan da hizmetlerin büyük bir kısmının kamunun hastaneleri tarafından geliştirildiğini kaydetti.
“PİYASADAKİ ÜRÜNLERİN EN BÜYÜK ALICISI SAĞLIK BAKANLIĞI” Sağlık Bakanı Akdağ, ”Dolayısıyla piyasada imal veya ithal edilen bir ürününü kim satın alacak diye baktığımızda büyük alıcının Sağlık Bakanlığı olduğunu hepimiz biliyoruz” dedi. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ile sektör arasında ilişkilerin çok önemli olduğuna dikkati çeken Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Bazı örnekler vermek isterim. Sağlık Bakanlığı 2002 yılında 10 milyon doların biraz üstü 14 milyon dolar bir aşı tedarik etmekte ve bunu çocuklarımıza ücretsiz yapmaktaydı. Bu rakam geçtiğimiz yıl 250 milyon doları aştı, önümüzdeki yıllar belki daha da artar ama çok fazla artamayacaktır, çünkü bütün dünyanın kullandığı en gelişmiş aşılar artık Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından satın alınıyor ve şu aşılar çocuklarımıza vatandaşlarımıza sunuyoruz. Üç aşı kaldı. Peki biz bunu yaparken bunun yanında neyi geliştirdik? Mevzuatın el verdiği ölçüde Türkiye’de dünyanın en gelişmiş iki aşısının dolum aşamasına kadar imal edilmesi şartını getirdik. Peki lisanslı olarak bu aşıyı üreten bunu Türkiye’de kiminle gerçekleştirdi? Bir Türk firmasıyla gerçekleştirdi. Şimdi önümüzde bu şekilde yeni ofsetle alakalı düzenlemeler de yaptığımız için bu şekilde birçok fırsatlar açılmaya başlandı. Aşıyı sadece dolum olarak değil başından itibaren üretim olarak da Türkiye’de yaptıracağımız bir döneme giriyoruz. Kan ürünlerini başından itibaren imal edebileceğimiz üretebileceğimiz bir döneme giriyoruz.” Sektörün, Sağlık Bakanlığı ve hükümetin gelecek vizyonunu net olarak görmesi gerektiğine işaret eden Akdağ, ”Biz, üretimin büyük ölçüde Türkiye’de gerçekleşeceği bir gelecek planlaması yapıyoruz. Bu lisanslı ürünler içinde böyle. Büyük alıcı durumunda olduğumuz için, biz devlet tarafı ve Sağlık Bakanlığı tarafı olarak lisanslı üreticiler de yerine göre kendileri ya da Türk ortakları ile Türkiye’de üretim ihtiyacını göreceklerdir” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE’DE BUNU ÜRETMEK ZORUNDASINIZ” Akdağ, lisanslı ürünlerin Türkiye’de üretimini teşvik edecek mevzuatı şu anda oluşturulduğunu anlatarak ”İthalatçı sektör de bilmelidir ki, bu ürünler gelecekte büyük ölçüde Türkiye’de üretilecektir. Bunu ben büyük satın alıcı olarak söylüyorum. Buna ilişkin taleplerimiz olacak, sektöre, ‘buyurun gelin yarışın, Sağlık Bakanlığına ya da sosyal güvenlik kurumuna satın ama Türkiye’de bunu üretmek zorundasınız’ diyeceğiz. Herkes kendisini buna hazırlamalı, zihnen hazırlamalı” dedi. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile bir yandan vatandaşa, büyük ölçüde bir hizmet arzı geliştirmesi oluştururken, işini geliştirirken, öbür taraftan tabii olarak sektöre bir alan açmış olduklarını aktaran Akdağ, sadece Türkiye’de tüketilen tıbbi malzeme ve cihaz açısından bile sektörün ciddi bir genişleme gösterdiğini ifade etti. Recep Akdağ, bu sektördeki firmaların, ekonomik işbirliği ve ortaklıklar içine girmeleri gerektiğini dile getirerek, aksi halde yüksek teknoloji ürünü ihraç etmenin mümkün olmayacağını söyledi.
MİSAFİR HASTALARDAN ELDE EDİLEN GELİRLE İLGİLİ VERGİLENDİRME Sağlık turizmi açısından Türkiye’ye gelen misafir hastalardan özel hastanelerce elde edilen gelirlerle ilgili vergilendirme konusunda ilgili bakanlıkla da görüştüklerini anlatan Akdağ, muhtemelen yakın gelecekte bunu sağlamış olacaklarını kaydetti. Akdağ, tıbbı cihaz sektörü açısından da sağlık turizminin gelişmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, sağlık turizminin sadece muayene edilen ve ilaç yazılan hastalarla ilgili olmadığını, sağlık turizmi açısından, Türkiye’nin tercih edildiği açık kalp ve göz ameliyatları, diş gibi alanların tıbbi cihazlarla bağlantılı alanlar olduğunu belirtti. Recep Akdağ, yeni teşvik sisteminde tıbbi cihaz ve ilaçlar açısından büyük gelişmeler olduğunu, çok ciddi teşvikler sağlayacaklarını dile getirerek, bütün meselenin, gerek ofset alımları, gerek teşvik mekanizmaları açısından sermaye ve tecrübenin birleştirilmesi olduğunu, bakanlık olarak buna her türlü desteği vereceklerini söyledi.
“PİYASA GÖZETİM DENETİMİNİ KUVVETLENDİREREK GELİŞTİRECEĞİZ” Kaliteyi gösteren ”CE belgesi” meselesinin AB ile ortak direktifler altında zaman zaman kalite için yeterli olmadığını bildiklerini belirten Akdağ, yapılan bazı yanlışlar olduğunu, bu yanlışların Türkiye’deki tıbbı cihaz kullanımına sirayet etmemesi için piyasa gözetim denetimini kuvvetlendirerek geliştireceklerini vurguladı. Sağlık Bakanı Akdağ, ”Kalite ve hasta güvenliğinin, son derece dikkatli takip edileceği yıllara girmekte olduğumuzu herkes bilmelidir. Piyasa gözetimi itibarıyla yeni elemanlar yetiştiriyoruz, yeni sistemler kuruyoruz” şeklinde konuştu. Türkiye’nin sağlık sisteminin,, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile dünyanın izlediği, birçok ülke tarafından da model olarak incelediği bir sistem haline geldiğini kaydetti. Konuşmaların ardından Sağlık Bakanı Recep Akdağ, kurdele keserek, 19. Uluslararası İstanbul Tıbbi Analiz, Teşhis, Tedavi, Koruma, Rehabilitasyon Ürün, Cihaz, Sistem, Teknoloji, Donanım ve Hastaneler Fuarı (Ekspomed 2012), 15. Uluslararası İstanbul Laboratuvar Teknoloji, Sistem ve Donanımları Fuarı (Labtek 2012) ve 2. Termal, Doğal Sağlık, Rehabilitasyon Merkezleri, Sağlık Ürünleri, Donanımları ve Malzemeleri Fuarı’nın (Ekspotermal) açılışını gerçekleştirdi. Akdağ, daha sonra 15 Nisan’a kadar açık kalacak olan fuar standlarını da gezdi.

AA

Yazar: onurkan \\ taglar:

Mar 21

Türk erkeklerinde ve kadınlarında fiziksel çekincelerin cinsel sorunlara yol açtığı belirlendi
20 Mart 2012 Salı, 20:20:25

GAZETE HABERTÜRK / CEYDA ERENOĞLU

FİZİKSEL ÇEKİNCELERİN CİNSELLİĞE ETKİSİ -YAZI DİZİSİ – 1

Avrupa Cinsel Sağlık Birliği ve Aile Sağlığı Araştırma Derneği tarafından yapılan araştırmalar, kendini şişman bulan her 10 kadından 7’sinin cinsel sorunlarla karşılaştığını gözler önüne seriyor.

Avrupa Cinsel Sağlık Birliği’nin Türkiye temsilcisi olan Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin (ASAD), 2011 yılında 1000’e yakın katılımcıyla gerçekleştirdiği Avrupa Cinsel Tıp Kongresi’nde sunulan araştırmasında, Türk erkeklerinde ve kadınlarında fiziksel çekincelerin cinsel sorunlara yol açtığı gözler önüne seriliyor. Avrupa Cinsel Sağlık Birliği ve Aile Sağlığı Araştırma Derneği, son yılların en tartışılan konularından olan vücut imajı sorunlarının ve yeme bozukluklarının son derece çarpıcı sonuçları olduğuna dikkat çekiyor.

KAYGI YÜKSEK
Yapılan araştırmada, dünyada her 70-80 yılda 50 bin kişinin yeme bozuklukları nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtiliyor. Amerika’da 7 milyon kadın ve 1 milyon erkek yeme bozukluğu sorunu yaşıyor. Yapılan çalışmalar, kadınların yüzde 45’inin, erkeklerin ise yüzde 25’inin diyet yaptığını gösteriyor. Dünyadaki her 2 kadından 1’i vücut imajı sorunu, 10 kadından 8’i de vücuduyla ilgili hafif, orta veya yüksek derecede tatminsizlik yaşıyor. Kadınlar her 15 dakikada, erkeklerse her 20 dakikada bir vücutlarıyla ilgili kaygıya kapılıyor. Kadınların yarısından fazlası vücutlarının şeklinin ve kilolarının, seks yaşamlarını olumsuz yönde etkilediğini düşünüyor. İngiltere’de yapılan araştırmalar, sigara içen kadınların neredeyse yarısının sigarayı bırakmama nedeninin kilo kontrolü olduğunu gösteriyor. İş bununla da kalmıyor ve bu kadınların yüzde 25’inin, yaşamlarını sigara nedeniyle yitirdikleri ortaya çıkıyor. Kısacası, vücut imajı problemleri masum ve çok az kişide görülen takıntıların ötesinde bir önem taşıyor. Sorun bununla da sınırlı değil. Pek çok kişi güzel, çekici ve genç görünmenin yollarını ararken; cinsel yaşamını olumsuz etkilediğinin farkına varamıyor.

AŞIRI KİLOYA DİKKAT!
Obezite ve kilo fazlalığı, her 2 cinste cinsel performansı zedelese de; her kilolu insanın cinsellikte başarısız olduğu inanışı doğru bulunmuyor ve cinsel başarı sadece cinsel fonksiyon sorunundan uzak olmak anlamına gelmiyor. Bu noktada hem fiziksel, hem psikolojik, hem de duygusal açıdan tatmin gerekiyor. Kilolu bir kişinin eşiyle mutlu, tatminkâr ve kaliteli bir cinsel yaşama sahip olamayacağı yaklaşımı doğru bulunmuyor. Buna karşın, aşırı kilonun uzun vadede en azından organik bakımdan cinsel fonksiyonları risk altına alabileceği belirtiliyor. Kilo fazlalığı ve obezitenin organik yönden istek ve uyarılma süreçlerini olumsuz yönde etkilediği belirtiliyor. Obezite, kilo fazlalığı, bel çevresi kalınlığı, ensülin direnci, yüksek kolesterol, diyabet ve tansiyon seviyeleri cinsellik açısından en etkili faktörler. Kilo fazlalığı ve obezite hem testosteron gibi cinsel hormonları düşürüyor hem de damar sağlığını olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda erkeklerde sertleşme sorunu ve cinsel isteksizlik, kadınlardaysa uyarılma ve orgazm problemleri yaşanıyor.

FİZİKSEL YETERSİZLİK HİSSİ CİNSEL SORUN NEDENİ
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ece Hattat ile Avrupa Cinsel Sağlık Birliği Başkanı İrem Hattat, Türk erkek ve kadınlarını içeren araştırmalarının çarpıcı sonuçlarını şöyle özetliyor:
- Türk erkeklerinin yüzde 61’i, Türk kadınlarının ise yüzde 79’u fiziksel ve cinsel çekicilik anlamında özgüven eksikliği yaşıyor.
- Türk kadınlarının yüzde 80’i kiloları hakkında aşırı olumsuz hislere sahipken, yüzde 52’si cinsel organları, cinsel aktiviteleri ve istekleriyle ilgili kaygı yaşıyor.
- Türk erkeklerinin yüzde 72’si cinsel organları hakkında hafif, orta ve yüksek derecede endişe duyuyor.
- Kendini fiziksel olarak çekici bulmayan 10 erkeğin 7’si cinsel ilişkide tatminsizlik, 5’iyse sertleşme problemi yaşıyor.
- Kendini çekici görmeyen 10 kadından 7’si cinsel isteksizlik, orgazm problemi ve cinsel tatminsizlik yaşarken; 8’i uyarılma zorluğuyla karşı karşıya kalıyor.

ÇEKİCİ İNSAN CİNSELLİKTE BAŞARILI MI?
Araştırma sonuçları, katılımcıların yüzde 89’unun, çekici bir insanın cinsellikte de başarılı olacağına inandığını gösteriyor. Her 4 kişiden 1’i ideal fiziksel özelliklerde olmayı karşı cinse çekici gözükmek için istiyor. Katılımcıların yüzde 92’si “Daha çekici olsaydım hiçbir cinsel problemim kalmazdı” derken, “Sizi yüzde 10 daha mutlu, ama yüzde 10 daha az çekici yapacak bir hap olsaydı kullanır mıydınız?” sorusuna yüzde 68’lik oranda, “Kesinlikle hayır” diyor. Bu, kişinin daha az çekici olmak yerine mutluluğu reddetmeye hazır olduğunu gösteriyor. Yine katılımcıların büyük bölümü (yüzde 78) cinsellikte başarılı olmak için estetik ameliyat olabileceğini söylüyor. Uzmanlara göreyse güzelliğin cinsellikte başarı garantisi olarak görülmesi büyük bir yanlış.

ÇİFTLER İLETİŞİM KURAMIYOR
Araştırma sonuçları çiftler arasında ciddi bir iletişim eksikliği olduğunu gösteriyor. “Dış görüşünüzle ilgili endişelerinizi kiminle paylaşırsınız?” sorusuna verilen yanıtlar, birçok kişinin bu konuyu partnerleriyle paylaşamadığını gösteriyor. Bu da katılımcıların kendilerinde buldukları (belki de partnerlerinin önemsemediği) fiziksel kusurlarla çok fazla meşgul olup utandıklarını gözler önüne seriyor. Oysa cinsel sağlıkta, iletişimin altın kural olarak benimsenmesi gerekiyor. İletişim hem cinsel paylaşımı daha tatminkâr hale getiriyor hem de cinsel sorunların daha kolay çözülmesini sağlıyor. Bu nedenle, “Cinsel sorunlar karşısında ne hissediyorsunuz?” diye sorulan hastaların kendilerini yetersiz, endişeli, üzgün ve depresif hissettikleri görülüyor.

İÇE DÖNÜK KADINLARIN İŞLEV BOZUKLUĞU DAHA ÇOK
Kişilik yapısının, kişinin hayatının her cephesi gibi cinselliğe bakışını ve yaşayışını da etkilediğinin unutulmaması gerekiyor. Çok katı olmak, cinsel yaşamı ciddi oranda sınırlıyor. Cinsellik; eşler arasında karşılıklı zevk almayı, keyfi, mutluluğu sağlayan bir yaşantı olarak değerlendiriliyor. Kişilik yapısı olarak içe dönük kadınların, dışa dönük davranışlar sergileyen kadınlardan daha çok cinsel işlev bozukluğu gösterdikleri görülüyor.

TÜRK ERKEĞİ DOLGUN HATLARI SEVİYOR
ASAD’ın sonuçlarına göre Türk kadınları kilo bakımından aşırı ince ölçüleri severken, Türk erkeklerinin beklentilerinin sadece kilo odaklı olmaması dikkat çekiyor. Kadın katılımcıların kendileri için ideal bulduğu beden 34-36’yken, erkek katılımcılar kadınlar için 38-40 bedeni ideal buluyor. Bu sonuçlar, Türk kadınlarının eşlerine çekici gözükmek için kendilerine aşırı yüksek kilo standartları koymaları gerekmediğini gözler önüne seriyor.

Yazar: revolution \\ taglar: , , , , , , ,

Mar 20

Türkiye Körler Federasyonu’nun “Gören Göz” projesine yönelik eleştirilerine sivil toplumdan itiraz sesleri yükselirken Bakanlık’tan ise “cihazı geliştiriyoruz” açıklaması geldi

Pilot bölge olarak belirlenen Ankara ve İstanbul’da 5 bin görme engelliye dağıtılan “Gören Göz” projesiyle ilgili Türkiye Körler Federasyonu Başkanı tarafından pazar günü yapılan açıklamalar üzerine başlayan polemik sürüyor.
Ulaştırma Bakanlığı tarafından dağıtılan “Gören göz” isimli navigasyon cihazlarının kullanılamadığı iddiasıyla başlayan tartışmaya, Federasyon Başkanı Suha Sağlam’ın, “Cihaz görme engellilerin işine yaramadı. Halkın vergilerinden oluşan önemli bir kaynak çarçur edildi. Cihazı kullanamayanlar, cihazı satıyor. Bu cihazlar dağıtılmasın” eleştirisi damga vurdu.

Cihazı kullanan ve özelliklerini tespit eden görme engellilerden aldıkları değerlendirmeleri ve kendi incelemeleri doğrultusunda hazırladıkları raporları açıklayan Sağlam, cihazın hedeflenen noktaya gelmeden ya da çok geçtikten sonra uyarıda bulunduğunu, bunun da engelli vatandaşların kafasını karıştırdığını söylemişti. 55 bin cihazın daha dağıtılacağını söyleyen Sağlam, bu dağıtım durdurulmasını önermişti.

AA

Yazar: onurkan \\ taglar:

Mar 18

Türkiye’nin 3. yüz nakli operasyonunun gerçekleştirildiği Gazi Üniversitesi’nde nakil, 20 yaşında bir genç kadına yapıldı
17 Mart 2012 Cumartesi, 12:33:39
Türkiye’nin 3. yüz nakli operasyonunun gerçekleştirildiği Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Dekanı ve Gazi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sacit Turanlı, 6 yıl önce ateşli silah yaralanmasıyla burun, üst çene, damak ve üst dudak bölgesinde çok ciddi doku kaybı olan 20 yaşındaki Kahramanmaraşlı genç bir bayana nakil yapıldığını bildirdi.

Turanlı, üniversite tıp fakültesi hastanesinde düzenlediği basın toplantısında, sözlerine, vericinin ailesine teşekkür ederek başladı. Turanlı, ”En acılı, en sıkıntılı günlerinde böyle bir bağış yaparak, bir takım insanların yüzünü güldürdüler, çok büyük bir iyilik ve hayır işlediler” dedi.

Nakil yapılan hastanın Kahramanmaraşlı 20 yaşında genç bir bayan olduğunu açıklayan Turanlı, hastanın 6 yıl önce ateşli silah yaralanmasıyla burun, üst çene, damak ve üst dudak bölgesinde çok ciddi doku kaybı meydana geldiğini, düzeltme amaçlı 35′in üzerinde ameliyat yapıldığını belirtti.

Turanlı, vericinin dün gece İstanbul’da hayatını kaybeden 28 yaşındaki genç bir bayan olduğunu, durumun haber verilmesi üzerine, Doç. Dr. Selahattin Özmen, Prof. Dr. Sühan Ayhan ve Diş Hekimliği Protez Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Mustafa Koçaklı’dan oluşan ekibin Sağlık Bakanlığı’nın ambulans uçağıyla İstanbul’a gittiğini anlattı. Vericiden burun, üst dudak ve üst çene kemiğini içeren kompozit dokunun alındığını ifade eden Turanlı, nakil yapılacak hastanın da Kahramanmaraş’tan Ankara’ya getirildiğini ve ameliyatın saat 10.30 sıralarında başladığını kaydetti.

Turanlı, daha sonra yaptığı açıklamada ameliyatın saat 22.00 sıralarında sona erdiğini açıkladı.

Ameliyatın çok başarılı geçtiğini ve hastanın yoğun bakım servisine alındığını belirten Turanlı, ”Hasta ne kadar yoğun bakımda kalacak?” sorusu üzerine, bunun iyileşme sürecine bağlı olduğunu, şimdiden birşey öngörülemeyeceğini söyledi.

Yazar: revolution \\ taglar: ,

Mar 16

Bakan Akdağ, acil servislerde, masrafların karşılanması için taahhütname imzalatıldığı iddialarına açıklık getirdi
16 Mart 2012 Cuma, 17:46:28
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ’3. Uluslararası Tıp Öğrenci Kongresi’nden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Akdağ, özel hastanelerin acillerinde masrafların karşılanması için taahhütname imzalatıldığı iddiasının da sorulması üzerine şöyle konuştu:

“HEMEN TALİMAT VERDİM”
”Haberleri görünce arkadaşlarıma talimat verdim. SGK’nın Sağlık Uygulama Tebliği ile alakalı olarak, muhtemelen böyle bir takım girişimler var. Hükümet olarak şu hususta kararlıyız; Başbakanımız bu noktada bizi çok net talimatlandırmış durumda. Hiçbir vatandaşımız acil hizmet alırken mağdur edilmeyecek. Burada kim acildir, nereye kadar acildir tartışmaları yapılıyor, teknik açıdan. Ama bu teknik tartışmaların ya da kurumların yeni uygulamalarının genel prensibi asla değiştirmemesi gerekiyor. Vatandaşımız bir acil durumu için, bir yakınının acil durumu için hastaneye başvurduğunda, bu hastane ister devlet hastanesi olsun, ister üniversite hastanesi olsun, isterse özel hastane olsun kesinlikle mağdur edilmemesi gerekiyor.”

“HASTA ACİL DEĞİLSE DURUM DEĞİŞİR”
Acillerde gereksiz hasta başvuruları yüzünden iş yükünün arttığı iddiası da sorulan Akdağ, ”Bakın ne dedim? Acil hastadan bahsediyorum, acile başvuran hastadan değil. Bir kişinin kendisinin ya da yakınının durumu aciliyet arz ediyorsa ki bunun ne olduğu bellidir. Kişinin herhangi bir uzuvuyla ya da ruhsal durumuyla ilgili önemli sıkıntı çıkarabilecek durumlar müdahale edilmezse bir uzvun ya da hayatın kaybedilmesine sebep olabilecek durumlar acil olarak kabul ediliyor. Böyle durumlarda asla vatandaşı mağdur edemeyiz. Bu hususta çok kararlıyız” diye konuştu.

Akdağ, bir kişinin durumunun acil olmamasına rağmen özel bir hastanenin acil servisine müracaat etmesi halinde durumun değişeceğini söyledi.

Yazar: revolution \\ taglar: , ,